vioft2nnt8|2000BDFC6638|yunusbirbilen|tbl_sayfa|metin|0xfdff9c6102000000d503000001000200Anayasa Mahkemesi Ikinci Bölümü 24/11/2021 tarihinde, Gazi Muhammed (B. No: 2018/37732) basvurusunda, Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakki ile mülkiyet hakki baglaminda Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar vermistir. Basvurucuya ait araç, terör süphelisinin olabilecegi yönündeki ihbar üzerine kolluk görevlilerince durdurularak araçta inceleme yapilmistir. Içinde sahibinin bulunmadigi aracin kiralik oldugunun anlasilmasi üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcisi söz konusu aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimatini vermistir. Bunun üzerine kolluk tarafindan yediemin otoparkina çekilen araç ancak 89 gün sonra basvurucuya iade edilmistir. Basvurucu, fiilî el koyma nedeniyle ugradigi zararlarin tazmini talebiyle maddi ve manevi tazminat davasi açmistir. Agir Ceza Mahkemesi 5271 sayili Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. ve 142. maddeleri kapsaminda kalmadigini belirterek davanin reddine karar vermistir. Bunun üzerine basvurucunun maddi tazminat istemiyle açtigi tam yargi davasi ise zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi ve zarara basvurucunun kendi kusurunun sebebiyet verdigi gerekçesiyle reddedilmistir. Iddialar Basvurucu, sahibine teslim edilmesi karari verilen aracin kanunilik ilkesine aykiri olarak uzun süre sonra iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigini ileri sürmüstür. Mahkemenin Degerlendirmesi 1. Mülkiyet Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasi Yönünden Somut olayda yediemin otoparkina çekilen araç hakkinda 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerine dayanilarak verilmis kolluk amiri veya savcilik emri ya da sulh ceza hâkimligince verilmis bir elkoyma kararinin olmadigina isaret etmek gerekir. Öte yandan aracin muhafaza altina alinmasi emrinin veya aracin suçta kullanildigi ya da suçtan elde edildigine dair bir iddianin olmadigini da vurgulamak gerekir. Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi, fiilî olarak gerçeklesen el koymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu ve mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettigi kanaatine ulasilmistir. Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle mülkiyet hakkinin ihlal edildigine karar vermistir. 2. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasi Yönünden Basvurucunun aracina fiilî olarak yaklasik üç ay boyunca el konuldugu görülmektedir. Araca fiilen el konulduguna göre aracin gerçek sahibinin tespiti kamu makamlarinin yükümlülügündedir. Ceza sorusturmasi sirasinda özellikle muhafaza altina alinan esyanin mülkiyetinin ihtilafli oldugu durumlarda bu esyanin sahibine iade edilmesinin belirli bir süre almasi makul görülebilir. Ancak somut olayda ruhsati içinde bulunan aracin -plakasi sahte olmadigi müddetçe- plaka sorgusundan sahibinin tespit edilebilecegi ve ardindan emniyet PolNet üzerinden veya adres kayit sistemi üzerinden araç sahibinin adresine kolayca ulasilabilecegi asikârdir. Bununla birlikte idare tarafindan üç ay sonra basvurucunun bilgilerine ulasildigi anlasilmaktadir. Fakat araç sahibinin ve adresinin tespitinin neden üç ay sürdügü ortaya konulamamistir. Dolayisiyla Mahkemece zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi kabul edilmis ise de kisa sürede basvurucu ve adresinin tespiti mümkünken aracin makul kabul edilemeyecek sürede teslim edilmesine kamu makamlarinin edilgen tutumunun neden oldugu tartismasizdir. Buna göre basvurucunun aracinin kamu makamlarinca sorusturma kapsamindaki suç ve süphelilerle baglantisi olmadigi saptanarak sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen fiilen el konulan aracin sahibinin basvurucu oldugu makul bir süre içinde tespit edilememis, basvurucu da bu süre boyunca mülkiyetinde bulunan aracindan yararlanamamistir. Dolayisiyla kamu makamlarinin ve basvurucunun açiklanan tutumlari birlikte incelenerek karar verilmesi gerekirken derece mahkemelerince esasa iliskin yeterli degerlendirme yapilmamistir. Sonuç olarak kamu makamlarinin makul derecede ivedilik ve özen kosullarina uygun hareket etmemeleri nedeniyle basvurucuya kaçinilmaz olandan asiri bir külfet yüklenmesine ragmen basvurucuya iddia ettigi zararlari için herhangi bir tazminat ödenmemistir. Bu minvalde tazminat talebinin reddedilmesi basvurucuya sahsi olarak asiri bir külfet yüklemektedir. Neticede somut olayin kosullarinda mülkiyet hakki baglaminda olusan zararlarinin tazmini konusunda basvurucuya, asgari güvenceleri içerecek sekilde etkili bir hukuk yolu sunulmadigi sonucuna ulasilmistir. Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar vermistir. --- TÜRKIYE CUMHURIYETI ANAYASA MAHKEMESI IKINCI BÖLÜM KARAR GAZI MUHAMMED BASVURUSU (Basvuru Numarasi: 2018/37732) Karar Tarihi: 24/11/2021 R.G. Tarih ve Sayi: 3/2/2022 - 31739 IKINCI BÖLÜM KARAR Baskan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M. Emin KUZ Ridvan GÜLEÇ Yildiz SEFERINOGLU Basri BAGCI Raportör : Mahmut ALTIN Basvurucu : Gazi MUHAMMED Vekili : Av. Zerrin KIZILTÜRK I. BASVURUNUN KONUSU 1. Basvuru, sahibine teslim edilmesi karari verilen aracin kanunilik ilkesine aykiri olarak uzun süre sonra iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigi iddialarina iliskindir. II. BASVURU SÜRECI 2. Basvuru 11/12/2018 tarihinde yapilmistir. 3. Basvuru, basvuru formu ve eklerinin idari yönden yapilan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmustur. 4. Komisyonca basvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafindan yapilmasina karar verilmistir. 5. Bölüm Baskani tarafindan basvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapilmasina karar verilmistir. 6. Basvuru belgelerinin bir örnegi bilgi için Adalet Bakanligina (Bakanlik) gönderilmistir. Bakanlik, görüsünü bildirmis; basvurucu da Bakanlik görüsüne karsi cevabini sunmustur. III. OLAY VE OLGULAR 7. Basvuru formu ve eklerinde ifade edildigi sekliyle olaylar özetle söyledir: 8. Yeminli tercüman olarak görev yapan basvurucu, Istanbul'un Basaksehir ilçesinde ikamet etmekte olup basvuru konusu aracin sahibidir. A. Sorusturma Süreci 9. Basvurucuya ait araç, terör süphelisinin olabilecegi yönündeki ihbar üzerine 5/5/2015 tarihinde Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügü ekiplerince Yenikapi feribot çikisinda durdurularak araçta inceleme yapilmistir. 10. 5/5/2015 tarihli Savci Görüsme Talimat Tutanagi'nda; araç içinde basvurucunun olmadigi, yabanci uyruklu üç sahsin bulundugu tespit edilmis ve aracin kiralik oldugu belirtilmistir. Ayrica araçtaki iki kisi hakkinda kimliklerinin sahte olabilecegi süphesiyle nöbetçi Cumhuriyet savcisinin talimatiyla resmî belgede sahtecilik suçundan islem yapilmasi ve söz konusu aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimati verildigi anlasilmistir. 11. Araç, basvurucuya teslim edilmek üzere önce Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügü Merkez Amirliginin otoparkinda muhafaza edilmis; ardindan 6/5/2015 tarihinde Kumkapi Polis Merkezi Amirliginin Topkapi Yediemin Otoparki'na "resmî belgede sahtecilik suçuyla ilgili olarak aracin muhafaza altina alindigi" yaziyla bildirilerek kontak anahtari ve ruhsatiyla birlikte yediemin otoparkina çekilmistir. 12. Ardindan Istanbul nüfusuna kayitli araç sahibinin basvurucu oldugu emniyet birimlerince tespit edilmis ve basvurucuya bilgi verilmistir. Ancak araç sahibinin basvurucu oldugunun ne zaman tespit edildigi ve basvurucuya hangi tarihte bilgi verildigi hususunda basvuru formu ve ekleriyle Ulusal Yargi Agi Bilisim Sistemi (UYAP) kayitlarinda bilgiye rastlanmamistir. Bununla birlikte 1/8/2015 tarihinde Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügünün Merkez Amirligine gelen basvurucuya aracini yediemin otoparkindan almasi için üst yazi verilerek aracini teslim almasi saglanmistir. B. Agir Ceza Mahkemesindeki Tazminat Davasi Süreci 13. Basvurucu, fiilî elkoyma nedeniyle ugradigi zararlarin tazmini talebiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayili Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi geregince Maliye Hazinesi aleyhine 3/5/2016 tarihinde Bakirköy 15. Agir Ceza Mahkemesinde (Agir Ceza Mahkemesi) tazminat davasi açmistir. Dava dilekçesinde, nöbetçi savcinin aracin sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen aracin kendisine teslim edilmeyip yediemin otoparkina çekildigini, 89 gün boyunca aracini kullanmadigini ve kiraya veremedigini öne sürmüstür. Ayrica yediemin otopark ücretini de ödemek zorunda kaldigini beyan etmistir. Basvurucu netice itibariyla haksiz elkoyma ve aracin zamaninda geri verilmemesi nedeniyle 5271 sayili Kanun’un 141. maddesi geregince 17.000 TL maddi tazminat ve 3.000 TL manevi tazminat ödenmesini istemistir. 14. Agir Ceza Mahkemesi 23/2/2017 tarihinde, davanin 5271 sayili Kanun'un 141. ve 142. maddeleri kapsaminda kalmadigini belirterek reddine karar vermistir. Kararin gerekçesinde, basvuru konusu araçla ilgili Cumhuriyet savcisi tarafindan sahibine ulasilarak teslim edilmesi ve bilgi alinmasinin saglanmasi talimati verilmesiyle Cumhuriyet savcisinin ve kollugun adli görevinin sona erdigi belirtilmistir. Bu talimati müteakiben kollugun idari görevinin basladigi açiklanarak aracin iade isleminin gecikmesinden idarenin sorumlu oldugu vurgulanmistir. Buna göre iddia ve talep edilen zararin tazminine iliskin davanin görülme yerinin idari yargi oldugu belirtilmistir. 15. Basvurucunun istinaf talebi üzerine Istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince 20/6/2017 tarihinde kararin yargilama giderleri yönünden düzeltilerek istinaf basvurusunun reddine karar verilmistir. C. Idare Mahkemesindeki Tazminat Davasi Süreci 16. Basvurucu bu kez 7/9/2017 tarihinde Istanbul 10. Idare Mahkemesinde (Mahkeme) maddi tazminat istemiyle tam yargi davasi açmistir. 17. Mahkeme 11/5/2018 tarihinde davanin reddine karar vermistir. Kararin gerekçesinde, 5/5/2015 tarihinde yediemin otoparkina birakilan aracin teslim alinmasina engel bir durum bulunmadigi hâlde basvurucu tarafindan aracin teslim alinmadigi ve teslim almaya çalisildigina iliskin bir bilgi ve belgenin de sunulmadigi belirtilmistir. Buna göre zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi, zarara basvurucunun kendi kusurunun sebebiyet verdigi ifade edilmistir. Öte yandan olayda idarenin kusursuz sorumlulugunun da bulunmadigi vurgulanarak idarenin tazmin sorumlulugunun mevcut olmadigi sonucuna varilmistir. 18. Basvurucunun istinaf talebini inceleyen Istanbul Bölge Idare Mahkemesi 9. Idari Dava Dairesince (Daire) 24/10/2018 tarihinde istinaf talebinin reddine karar verilmistir. 19. Nihai karar, basvurucu vekiline 14/11/2018 tarihinde teblig edilmistir. 20. Basvurucu 11/12/2018 tarihinde bireysel basvuruda bulunmustur. IV. ILGILI HUKUK A. Mülkiyet Hakkinin Ihlali Iddiasi Yönünden 21. Ilgili hukuk için bkz. Hikmet Gida Sanayi ve Ticaret A.S., B. No: 2016/4557, 4/7/2019, §§ 31-41. B. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasina Iliskin Uluslararasi Hukuk 22. Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi'ne (Sözlesme) ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunmasi" kenar baslikli 1. maddesi söyledir: "Her gerçek ve tüzel kisinin mal ve mülk dokunulmazligina saygi gösterilmesini isteme hakki vardir. Bir kimse, ancak kamu yarari sebebiyle ve yasada öngörülen kosullara ve uluslararasi hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun birakilabilir. Yukaridaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararina uygun olarak kullanilmasini düzenlemek veya vergilerin ya da baska katkilarin veya para cezalarinin ödenmesini saglamak için gerekli gördükleri yasalari uygulama konusunda sahip olduklari hakka halel getirmez." 23. Sözlesme'nin "Etkili basvuru hakki" kenar baslikli 13. maddesi söyledir: "Bu Sözlesme’de taninmis olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifasi için davranan kisiler tarafindan gerçeklestirilmis olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola basvurma hakkina sahiptir." 24. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), Sözlesme'nin 13. maddesi uyarinca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunmasi için etkili bir basvuru yolunun var olmasi gerektigini belirtmektedir. AIHM'e göre Sözlesme'nin 13. maddesi yetkili ulusal makamlar tarafindan Sözlesme kapsamina giren bir sikâyetin esasinin incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun saglanmasini gerekli kilmaktadir. Ayrica bu hukuk yolunun teoride oldugu kadar pratikte de etkili bir yol olmasi gerekmektedir (Ilhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpinar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 82). 25. AIHM, etkili basvuru hakkinin Sözlesme çerçevesinde savunulabilir nitelikteki bir sikâyetin mahkemelerce etkili bir sekilde incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkâni sunmaya elverisli olmasini güvence altina aldigini vurgulamaktadir (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AIHM, iç hukuktaki düzenlemelerin basvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek sekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadigini irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, § 36). 26. Hazine arazisi üzerinde insa edilen bir gecekondunun etrafinda bulunan çöplügün patlamasi üzerine zarar gördügü olayin ele alindigi Öneryildiz/Türkiye ([BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004) kararinda AIHM, mülkiyet hakkinin pozitif yükümlülükler yönünden ihlal edildigine karar verdigi gibi meseleyi etkili basvuru hakkina iliskin 13. madde yönünden de ele almistir. AIHM'e göre Sözlesme'nin 13. maddesi ulusal hukuk sistemlerinin yetkili ulusal otoritelere Sözlesme kapsamindaki ileri sürülebilir bir sikâyetin özünü ele almalarina salahiyet tanidigi etkili bir hukuk yolunu erisilebilir kilmalarini gerektirir. Bunun amaci ise uluslararasi sikâyet mekanizmasini AIHM önünde harekete geçirmek zorunda kalmadan önce bireylerin Sözlesme haklarinin ihlalleri için ulusal düzeyde uygun bir telafi elde edebilecekleri bir yol saglamaktir (Öneryildiz/Türkiye, § 145). Bununla birlikte AIHM; 13. madde ile saglanan korumanin herhangi bir özel çözüm yöntemi gerektirecek kadar ileri gitmedigini, taraf devletlerin bu hüküm kapsamindaki yükümlülüklerini yerine getirme konusunda belirli bir takdir araliginin oldugunu kabul etmistir (Öneryildiz/Türkiye, § 146). AIHM, basvurucunun evinin ve esyalarinin kaybi yönünden tazminat yolu etkin bir sekilde isletilmedigi için Sözlesme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile baglantili olarak 13. maddenin ihlal edildigine karar vermistir (Öneryildiz/Türkiye, §§ 156, 157). V. INCELEME VE GEREKÇE 27. Anayasa Mahkemesinin 24/11/2021 tarihinde yapmis oldugu toplantida basvuru incelenip geregi düsünüldü: A. Mülkiyet Hakkinin Ihlal Edildigine Iliskin Iddia 1. Basvurucunun Iddialari ve Bakanlik Görüsü 28. Basvurucu, ceza sorusturmasi kapsaminda durdurulan aracinin -kanunilik ilkesine aykiri olarak- nöbetçi savcinin sahibine teslim edilmesi hususundaki talimatina ragmen kendisine herhangi bir bilgi verilmeden yediemin otoparkina çekilmesi ve ancak 89 gün sonra iade edilmesi sonucu olusan zararlarinin karsilanmamasi nedeniyle mülkiyet hakkinin ihlal edildigini iddia etmistir. 29. Bakanlik görüsünde; basvuru evraklarinin incelemesi neticesinde basvurucunun aracini teslim almak için talepte bulundugunu ve bunun yerine getirilmedigini gösterir herhangi bir belgeye rastlanmadigi belirtilmistir. Bununla birlikte ilgili mercilerin de basvurucunun bu yöndeki talebine iliskin herhangi bir bilgi ya da belge olmadigini ifade ettikleri vurgulanmistir. Buna göre hayatin olagan akisina aykiri bir sekilde araci teslim almak için basvurucu tarafindan talepte bulunulmamis oldugu ileri sürülmüstür. Diger yandan 1/8/2015 tarihli kolluk yazisinda basvurucuya emniyet birimleri tarafindan arastirma yapilarak resen ulasildigi yönünde ibareler bulunduguna isaret edilmistir. 30. Basvurucu, Bakanlik görüsüne karsi beyaninda genel olarak basvuru formundaki iddialarini tekrarlamistir. 2. Degerlendirme 31. Anayasa’nin "Mülkiyet hakki" kenar baslikli 35. maddesi söyledir: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yarari amaciyla, kanunla sinirlanabilir. Mülkiyet hakkinin kullanilmasi toplum yararina aykiri olamaz.” a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 32. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir. b. Esas Yönünden i. Mülkün Varligi 33. Anayasa'nin 35. maddesiyle güvenceye baglanan mülkiyet hakki, ekonomik deger ifade eden ve parayla degerlendirilebilen her türlü mal varligi hakkini kapsamaktadir (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda basvuruya konu aracin trafik sicilinde basvurucuya ait oldugu anlasildigindan el konulan bu aracin basvurucu yönünden mülk teskil ettiginde kusku bulunmamaktadir. ii. Müdahalenin Varligi ve Türü 34. Malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sinirlanmasi, mülkiyet hakkina müdahale teskil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa Mahkemesi daha önce bir suç isnadina bagli olarak uygulanan elkoyma tedbirinin mülkten geçici süreyle de olsa yoksun birakma sonucuna yol açtigindan mülkiyet hakkina müdahale teskil ettigini kabul etmistir (Hanife Ensaroglu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Diger taraftan somut olayda basvurucunun araci bir ceza sorusturmasi sürecinde önce muhafaza altina alinmis, sonrasinda sahibine teslim edilmek üzere yediemin otoparkina çekilmistir. Bu durumda müdahalenin amaci da gözetildiginde mülkiyetin kamu yararina kullaniminin düzenlenmesine iliskin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir (benzer yöndeki degerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroglu, § 52; Onur Tur Uluslararasi Nakliyat Ltd. Sti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52). iii. Müdahalenin Ihlal Olusturup Olusturmadigi 35. Anayasa'nin "Temel hak ve hürriyetlerin sinirlanmasi" kenar baslikli 13. maddesi söyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksizin yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, Anayasanin sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olamaz." 36. Anayasa’nin 35. maddesinde mülkiyet hakki sinirsiz bir hak olarak düzenlenmemis, bu hakkin kamu yarari amaciyla ve kanunla sinirlandirilabilecegi öngörülmüstür. Mülkiyet hakkina müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sinirlandirilmasina iliskin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nin 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasi gerekmektedir. Dolayisiyla mülkiyet hakkina yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanmasi, kamu yarari amaci tasimasi ve ayrica ölçülülük ilkesi gözetilerek yapilmasi gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). 37. Mülkiyet hakkina yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayali olma ölçütüdür. Bu ölçütün saglanmadigi tespit edildiginde diger ölçütler bakimindan inceleme yapilmaksizin mülkiyet hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilacaktir. Müdahalenin kanuna dayali olmasi, müdahaleye iliskin yeterince ulasilabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasini gerektirmektedir (Türkiye Is Bankasi A.S. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve digerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). 38. Basvuru konusu olayda süphe üzerine durdurulan basvuru konusu araçta, araç sahibinin bulunmadiginin anlasilmasi üzerine Savcilik aracin sahibinin tespit edilerek kendisine iadesi talimati vermistir. Bunun üzerine kolluk tarafindan yediemin otoparkina çekilen araç ancak 89 gün sonra basvurucuya iade edilmistir. 39. Yediemin otoparkina çekilen araç hakkinda 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerine dayanilarak verilmis kolluk amiri veya savcilik emri ya da sulh ceza hâkimligince verilmis bir elkoyma kararinin olmadigina isaret etmek gerekir. Öte yandan aracin muhafaza altina alinmasi emrinin veya aracin suçta kullanildigi ya da suçtan elde edildigine dair bir iddianin olmadigini da vurgulamak gerekir. 40. Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi, fiilî olarak gerçeklesen elkoymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu ve mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettigi kanaatine ulasilmistir. 41. Açiklanan gerekçelerle Anayasa'nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir. B. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigine Iliskin Iddia 1. Basvurucunun Iddialari ve Bakanlik Görüsü 42. Basvurucu, ceza sorusturmasi kapsaminda durdurulan aracinin nöbetçi savcinin sahibine teslim edilmesi hususundaki talimatina ragmen kendisine herhangi bir bilgi verilmeden yediemin otoparkina çekilmesi ve ancak 89 gün sonra iade edilmesi nedeniyle olusan zararlarinin karsilanmamasindan yakinmaktadir. 43. Basvurucu, bu süre zarfinda aracinin nerede olduguna dair bilgi almak amaciyla gerek kendisinin gerek avukatinin emniyet birimlerini hem telefonla aradigini hem de bizzat basvurarak karakollardan arastirma yaptigini ancak sonuç alamadigini vurgulamistir. Öte yandan idarenin aracin yediemin otoparkina çekildigine dair bilgiyi emniyet Polis Bilgi Sistemi'ne (PolNet) de girmedigini, bu nedenle tüm arastirmalarina ragmen aracina ulasamadigini öne sürmüstür. 44. Basvurucu özellikle sabit bir ikametgâh adresi bulunduguna ve basit bir arastirmayla adres kayit sisteminden adresine her zaman ulasilabilecegine isaret ederek talimata ragmen araç sahibine ulasmayan idarenin kusurlu oldugunu ve kendisinin kusurunun bulunmadigini ileri sürmüstür. Ayrica idarenin aracin teslimi için kendisine ulasmaya çalistigina dair bilgi ve belge de sunmadigina dikkat çekmistir. 45. Bununla birlikte basvurucu, idarenin kusurlu eylemiyle maddi zarari arasinda illiyet bagi olmasina ragmen Mahkemenin hukuka açikça aykiri olarak davayi reddettigini ve istinaf kararinin da gerekçesiz oldugunu belirtmis; gerekçeli karar ve adil yargilanma haklarinin ihlal edildigini ileri sürmüstür. 46. Bakanlik görüsü ve basvurucunun Bakanlik görüsüne karsi cevabi mülkiyet hakki yönünden yapilan degerlendirmede özetlenmistir (bkz. §§ 29, 30). 2. Degerlendirme 47. Anayasa’nin "Temel hak ve hürriyetlerin korunmasi" kenar baslikli 40. maddesi söyledir: "Anayasa ile taninmis hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden basvurma imkâninin saglanmasini isteme hakkina sahiptir. Devlet, islemlerinde, ilgili kisilerin hangi kanun yollari ve mercilere basvuracagini ve sürelerini belirtmek zorundadir. Kisinin, resmî görevliler tarafindan vâki haksiz islemler sonucu ugradigi zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakki saklidir." 48. Anayasa Mahkemesi, olaylarin basvurucu tarafindan yapilan hukuki nitelendirmesi ile bagli olmayip olay ve olgularin hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Basvurucu adil yargilanma ve gerekçeli karar haklarinin da ihlal edildigini ileri sürmekte ise de ceza sorusturmasi kapsaminda basvurucunun araci hakkinda uygulanan fiilî elkoyma nedeniyle ugradigini iddia ettigi zararlarin ödenmedigi yönündeki sikâyeti esas itibariyla mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkini ilgilendirmektedir. Buna göre basvurucunun belirtilen iddialarinin Anayasa'nin 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkiyla baglantili olarak Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakki kapsaminda degerlendirilmesi gerektigi sonucuna varilmistir. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 49. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan mülkiyet hakki baglamindaki etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir. b. Esas Yönünden i. Genel Ilkeler 50. Etkili basvuru hakki anayasal bir hakkinin ihlal edildigini ileri süren herkese hakkin niteligine uygun olarak iddialarini inceletebilecegi makul, erisilebilir, ihlalin gerçeklesmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarini ortadan kaldirmaya (yeterli giderim saglama) elverisli idari ve yargisal yollara basvuruda bulunabilme imkâni saglanmasi olarak tanimlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44). 51. Öte yandan sikâyetlerin esasinin incelenmesine imkân saglayan ve gerektiginde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarinin olmasi ilgililere etkili basvuru hakkinin saglanmasinin bir geregidir. Buna göre kisilerin magduriyetlerinin giderilmesi amaciyla öngörülen yargi yollarinin mevzuatta yer almasi yalniz basina yeterli olmayip bu yolun ayni zamanda pratikte de basari sansi sunmasi gerekir. Söz konusu yola basvurulabilmesi için öngörülen kosullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak islem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddialarin bu dogrultuda genis sekilde degerlendirilmesi, kosullarin olusmadigi sonucuna ulasilmasi durumunda ise bu durumun yargi makamlari tarafindan ilgili ve yeterli gerekçelerle açiklanmasi gerekir (Ilhan Gökhan, B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49). 52. Gerçekten de kisilerin magduriyetlerinin giderilmesi amaciyla öngörülen yargi yollarindan biri olan koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasi açma imkâninin mevzuatta yer almasi tek basina yeterli olmayip bu yolun ayni zamanda pratikte de basari sansi sunmasi gerekir. Söz konusu yola basvurulabilmesi için öngörülen kosullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak islem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddialarin bu dogrultuda genis sekilde degerlendirilmesi, kosullarin olusmadigi sonucuna ulasilmasi durumunda ise bu durumun yargi makamlari tarafindan ilgili ve yeterli gerekçelerle açiklanmasi gerekir (Murat Haliç, § 49; Ilhan Gökhan, § 49). 53. Sonuç olarak tahdidî sayilan kosullar disinda hâkimler ve Cumhuriyet savcilarinin verdikleri kararlar veya yaptiklari islemlerden kaynaklanan zararlarin giderilmesine yönelik girisimlerde bulunma imkâni saglayan ve genis sekilde yorumlanmaya uygun olan söz konusu düzenlemelerin zarar görenlerin herhangi bir yargi merciine basvurma imkânini ortadan kaldiracak sekilde dar yorumlanmamasi ve etkili bir yargisal koruma saglama konusunda yargi makamlarinca temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklasim içinde olunmasi etkili basvuru hakkinin gereklerinin saglanmasi açisindan önem arz etmektedir (Murat Haliç, § 50; Ilhan Gökhan, § 50). 54. Anayasa'nin 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir." hükmüne yer verilerek mülkiyet hakki güvence altina alinmistir. Anayasa'nin 5. maddesi ise insanin maddi ve manevi varliginin gelismesi için gerekli sartlari hazirlamayi devletin temel amaç ve görevleri arasinda saymistir. Mülkiyet hakkinin etkili bir sekilde korunabilmesi yalnizca devletin bu haklara müdahaleden kaçinmasiyla saglanamaz. Anayasa’nin 5. maddesi ile birlikte degerlendirildiginde 35. maddesi uyarinca devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadir. Bu pozitif yükümlülükler kimi durumlarda özel kisiler arasindaki uyusmazliklar da dâhil olmak üzere söz konusu temel haklarin korunmasi için belirli tedbirlerin alinmasini gerektirmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 37; AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Türkiye Emekliler Dernegi, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoglu Insaat Egitim Gida Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Sirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43). 55. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakki bakimindan koruyucu ve düzeltici bazi önlemler almasi gerekmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diger bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadir. Mülkiyet hakkina müdahalenin malik üzerinde dogurdugu olumsuz sonuçlarin mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün degilse malikin zarar ve kayiplarinin telafi edilmesini saglayan idari veya yargisal birtakim hukuki mekanizmalarin olusturulmasi devletin pozitif yükümlülüklerinin bir geregidir (Osmanoglu Insaat Egitim Gida Temizlik Hizmetleri A.S.,B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 46, 48). ii. Ilkelerin Olaya Uygulanmasi 56. Somut olayda aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimatinin araca zarar verilmeden, uygun muhafaza sartlari altinda yerine getirilebilmesi için araca fiilen el konulmasi zorunlu görülebilir. Bununla birlikte olayda söz konusu aracin aslinda isnat edilen suç ile bir ilgisi bulunmayan baska birine ait oldugu, aracin muhafaza altina alindigi gün yani 5/5/2015 tarihinde anlasilmis ve Savcilikça aracin sahibine teslim edilmesi talimati verilmis ancak kollukça 6/5/2015 tarihinde yediemin otoparkina çekilen araç 89 gün sonra 1/8/2015 tarihinde basvurucuya iade edilebilmistir. 57. Buna göre basvuruya konu olayda, süphe üzerine durdurulup incelenen araçta sahibinin olmadiginin ve aracin kiralik oldugunun anlasilmasi üzerine Savciligin aracin sahibine teslim edilmesi talimatinin yaklasik üç ay sonra yerine getirilmesi nedeniyle meydana geldigi iddia olunan zararla ilgili olarak kamu makamlarinin ve basvurucunun tutumlarinin ortaya konulmasi gerekmektedir. 58. Basvurucunun aracina fiilî olarak yaklasik üç ay boyunca el konuldugu görülmektedir. Araca fiilen el konulduguna göre aracin gerçek sahibinin tespiti kamu makamlarinin yükümlülügündedir. Ceza sorusturmasi sirasinda özellikle muhafaza altina alinan esyanin mülkiyetinin ihtilafli oldugu durumlarda bu esyanin sahibine iade edilmesinin belirli bir süre almasi makul görülebilir. Ancak somut olayda ruhsati içinde bulunan aracin -plakasi sahte olmadigi müddetçe- plaka sorgusundan sahibinin tespit edilebilecegi ve ardindan emniyet PolNet üzerinden veya adres kayit sistemi üzerinden araç sahibinin adresine kolayca ulasilabilecegi asikârdir. Bununla birlikte idare tarafindan üç ay sonra basvurucunun bilgilerine ulasildigi anlasilmaktadir. Fakat araç sahibinin ve adresinin tespitinin neden üç ay sürdügü ortaya konulamamistir. Dolayisiyla Mahkemece zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi kabul edilmis ise de kisa sürede basvurucu ve adresinin tespiti mümkünken aracin makul kabul edilemeyecek sürede teslim edilmesine kamu makamlarinin edilgen tutumunun neden oldugu tartismasizdir. 59. Ayrica basvurucu, idarenin aracin yediemin otoparkina çekildigine dair bilgiyi emniyet PolNet'e de girmedigini, bu nedenle tüm arastirmalarina ragmen aracina ulasamadigini öne sürmüstür. Mahkemece, yediemin otoparkina birakilan aracin teslim alinmasina engel bir durum bulunmadigi hâlde basvurucunun araci teslim almadigina ve teslim almaya çalistigina iliskin bir bilgi ve belgeyi de sunmadigi vurgulanmistir. Basvurucu, aracini bulabilmek için gerekli arastirmayi yaptigini iddia etmis ancak delillerini ortaya koyamamis ise de idare tarafindan aracin yediemin otoparkina çekildigine dair PolNet kaydinin olusturulmadigi hususunda basvurucunun iddiasinin aksinin ortaya koyulamadigina dikkat çekmek gerekir. Öte yandan kamu makamlari tarafindan el konulan ve kisa süre içinde sahibine iadesi gerektigi anlasilan bir aracin iadesinin kamu makamlarinin sorumlulugunda oldugu, araç sahibine aracinin nerede ve hangi amaçla tutuldugunu arastirip iadesini talep etme yükümlülügünün yüklenemeyecegine isaret etmek gerekir. 60. Buna göre basvurucunun aracinin kamu makamlarinca sorusturma kapsamindaki suç ve süphelilerle baglantisi olmadigi saptanarak sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen fiilen el konulan aracin sahibinin basvurucu oldugu makul bir süre içinde teslim edilememis, basvurucu da bu süre boyunca mülkiyetinde bulunan aracindan yararlanamamistir. Dolayisiyla kamu makamlarinin ve basvurucunun açiklanan tutumlari birlikte incelenerek karar verilmesi gerekirken derece mahkemelerince esasa iliskin yeterli degerlendirme yapilmadigini vurgulamak gerekir. 61. Hâlbuki somut olayin özelliklerine göre fiilî elkoyma süresinin makul bir süreyi asmasi durumunda olusacak zarar yönünden de bu sürenin uzamasina yol açan kamu makamlarinin sorumlulugunu gerektirdigi ortadadir. Nitekim Yargitay Dairesi sonraki içtihadinda da elkoymadan dogan bu gibi zararlarin kamu makamlarinca karsilanmasi gerektigine karar vermistir (Hikmet Gida Sanayi ve Ticaret A.S., § 34). 62. Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi ve fiilî olarak gerçeklesen elkoymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu anlasilmaktadir. Bununla birlikte kamu makamlarinin makul derecede ivedilik ve özen kosullarina uygun hareket etmemeleri nedeniyle basvurucuya kaçinilmaz olandan asiri bir külfet yüklenmesine ragmen basvurucuya iddia ettigi zararlari için herhangi bir tazminat ödenmemistir. Bu minvalde idarenin kusuru ve kusurla zarar arasinda illiyet bagi açikça ortaya konuldugu hâlde kamu makamlarinca yapilan elkoyma isleminden kaynaklanan söz konusu -iddia edilen- zararlarla idarenin eylemi arasinda illiyet bagi bulunmadigi, bütün külfetin/kusurun basvurucuya ait oldugu gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesi basvurucuya sahsi olarak asiri bir külfet yüklemektedir. Neticede somut olayin kosullarinda mülkiyet hakki baglaminda olusan zararlarinin tazmini konusunda basvurucuya, asgari güvenceleri içerecek sekilde etkili bir hukuk yolu sunulmadigi sonucuna varilmaktadir. 63. Açiklanan gerekçelerle Anayasa’nin 35. maddesiyle baglantili olarak 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir. C. 6216 Sayili Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun'un 50. maddesinin ilgili kismi söyledir: “(1) Esas inceleme sonunda, basvurucunun hakkinin ihlal edildigine ya da edilmedigine karar verilir. Ihlal karari verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilir… (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararindan kaynaklanmissa, ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hâllerde basvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açilmasi yolu gösterilebilir. Yeniden yargilama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda açikladigi ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” 65. Basvurucu; ihlalin tespit edilmesi, maddi ve manevi tazminat ile yargilamanin yenilenmesi talebinde bulunmustur. 66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Dogan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararinda ihlal sonucuna varildiginda ihlalin nasil ortadan kaldirilacagi hususunda genel ilkeler belirlenmistir. Anayasa Mahkemesi diger bir kararinda ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararinin yerine getirilmemesinin sonuçlarina da deginmis ve bu durumun ihlalin devami anlamina gelecegi gibi ilgili hakkin ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacagina isaret etmistir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 67. Bireysel basvuru kapsaminda bir temel hakkin ihlal edildigine karar verildigi takdirde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirildigindan söz edilebilmesi için temel kural, mümkün oldugunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin saglanmasidir. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynagi belirlenerek devam eden ihlalin durdurulmasi, ihlale neden olan karar veya islemin ve bunlarin yol açtigi sonuçlarin ortadan kaldirilmasi, varsa ihlalin sebep oldugu maddi ve manevi zararlarin giderilmesi, ayrica bu baglamda uygun görülen diger tedbirlerin alinmasi gerekmektedir (Mehmet Dogan, §§ 55- 57). 68. Ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi veya mahkemenin ihlali gideremedigi durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (2) numarali fikrasi ile Anayasa Mahkemesi Içtüzügü'nün 79. maddesinin (1) numarali fikrasinin (a) bendi uyarinca ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere kararin bir örneginin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anilan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farkli olarak ihlali ortadan kaldirmak amaciyla yeniden yargilama sonucunu doguran ve bireysel basvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafindan ihlal kararina bagli olarak yeniden yargilama karari verildiginde usul hukukundaki yargilamanin yenilenmesi kurumundan farkli olarak ilgili mahkemenin yeniden yargilama sebebinin varligini kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadir. Dolayisiyla böyle bir kararin kendisine ulastigi mahkemenin yasal yükümlülügü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal karari nedeniyle yeniden yargilama karari vererek devam eden ihlalin sonuçlarini gidermek üzere gereken islemleri yerine getirmektir (Mehmet Dogan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve digerleri (2), §§ 57-59, 66, 67). 69. Basvurucu açtigi tazminat davasinda haksiz elkoymanin uzun sürmesi nedeniyle ugradigi zararlarin ödenmesi talebinde bulunmustur. Anayasa Mahkemesince hem kanunilik ilkesi yönünden mülkiyet hakkinin ihlal edildigi hem de derece mahkemelerince somut olayin özelliklerine göre degerlendirme yapilmamasi nedeniyle mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilmistir. Dolayisiyla somut basvuruda ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi anlasilmaktadir. 70. Bu durumda ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmaktadir. Yapilacak yeniden yargilama ise bireysel basvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayili Kanun'un 50. maddesinin (2) numarali fikrasina göre ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasina yöneliktir. Bu kapsamda yapilmasi gereken is, yeniden yargilama karari verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulastiran nedenleri gideren, ihlal kararinda belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararin bir örneginin yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 10. Idare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. 71. Yeniden yargilama yapilmasina karar verilmesi ihlalin sonuçlarinin giderimi bakimindan somut olay baglaminda yeterli bir giderim sagladigindan basvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir. 72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.794,70 TL yargilama giderinin basvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açiklanan gerekçelerle; A. 1. Mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA, 2. Mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA, B. 1. Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakkinin IHLAL EDILDIGINE, 2. Mülkiyet hakki baglaminda Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin IHLAL EDILDIGINE, C. Kararin bir örneginin mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 10. Idare Mahkemesine (E.2017/1609, K.2018/926) GÖNDERILMESINE, D. Basvurucunun tazminat taleplerinin REDDINE, E. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.794,70 TL yargilama giderinin basvurucuya ÖDENMESINE, F. Ödemenin, kararin tebligini takiben basvurucunun Hazine ve Maliye Bakanligina basvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasina, ödemede gecikme olmasi hâlinde bu sürenin sona erdigi tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAIZ UYGULANMASINA, G. Kararin bir örneginin Adalet Bakanligina GÖNDERILMESINE 24/11/2021 tarihinde OYBIRLIGIYLE karar verildi.
Anayasa Mahkemesi Ikinci Bölümü 24/11/2021 tarihinde, Gazi Muhammed (B. No: 2018/37732) basvurusunda, Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakki ile mülkiyet hakki baglaminda Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar vermistir.
Basvurucuya ait araç, terör süphelisinin olabilecegi yönündeki ihbar üzerine kolluk görevlilerince durdurularak araçta inceleme yapilmistir. Içinde sahibinin bulunmadigi aracin kiralik oldugunun anlasilmasi üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcisi söz konusu aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimatini vermistir. Bunun üzerine kolluk tarafindan yediemin otoparkina çekilen araç ancak 89 gün sonra basvurucuya iade edilmistir.
Basvurucu, fiilî el koyma nedeniyle ugradigi zararlarin tazmini talebiyle maddi ve manevi tazminat davasi açmistir. Agir Ceza Mahkemesi 5271 sayili Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. ve 142. maddeleri kapsaminda kalmadigini belirterek davanin reddine karar vermistir. Bunun üzerine basvurucunun maddi tazminat istemiyle açtigi tam yargi davasi ise zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi ve zarara basvurucunun kendi kusurunun sebebiyet verdigi gerekçesiyle reddedilmistir.
Iddialar
Basvurucu, sahibine teslim edilmesi karari verilen aracin kanunilik ilkesine aykiri olarak uzun süre sonra iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigini ileri sürmüstür.
Mahkemenin Degerlendirmesi
1. Mülkiyet Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasi Yönünden
Somut olayda yediemin otoparkina çekilen araç hakkinda 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerine dayanilarak verilmis kolluk amiri veya savcilik emri ya da sulh ceza hâkimligince verilmis bir elkoyma kararinin olmadigina isaret etmek gerekir. Öte yandan aracin muhafaza altina alinmasi emrinin veya aracin suçta kullanildigi ya da suçtan elde edildigine dair bir iddianin olmadigini da vurgulamak gerekir.
Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi, fiilî olarak gerçeklesen el koymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu ve mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettigi kanaatine ulasilmistir.
Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle mülkiyet hakkinin ihlal edildigine karar vermistir.
2. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasi Yönünden
Basvurucunun aracina fiilî olarak yaklasik üç ay boyunca el konuldugu görülmektedir. Araca fiilen el konulduguna göre aracin gerçek sahibinin tespiti kamu makamlarinin yükümlülügündedir. Ceza sorusturmasi sirasinda özellikle muhafaza altina alinan esyanin mülkiyetinin ihtilafli oldugu durumlarda bu esyanin sahibine iade edilmesinin belirli bir süre almasi makul görülebilir. Ancak somut olayda ruhsati içinde bulunan aracin -plakasi sahte olmadigi müddetçe- plaka sorgusundan sahibinin tespit edilebilecegi ve ardindan emniyet PolNet üzerinden veya adres kayit sistemi üzerinden araç sahibinin adresine kolayca ulasilabilecegi asikârdir. Bununla birlikte idare tarafindan üç ay sonra basvurucunun bilgilerine ulasildigi anlasilmaktadir. Fakat araç sahibinin ve adresinin tespitinin neden üç ay sürdügü ortaya konulamamistir. Dolayisiyla Mahkemece zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi kabul edilmis ise de kisa sürede basvurucu ve adresinin tespiti mümkünken aracin makul kabul edilemeyecek sürede teslim edilmesine kamu makamlarinin edilgen tutumunun neden oldugu tartismasizdir.
Buna göre basvurucunun aracinin kamu makamlarinca sorusturma kapsamindaki suç ve süphelilerle baglantisi olmadigi saptanarak sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen fiilen el konulan aracin sahibinin basvurucu oldugu makul bir süre içinde tespit edilememis, basvurucu da bu süre boyunca mülkiyetinde bulunan aracindan yararlanamamistir. Dolayisiyla kamu makamlarinin ve basvurucunun açiklanan tutumlari birlikte incelenerek karar verilmesi gerekirken derece mahkemelerince esasa iliskin yeterli degerlendirme yapilmamistir.
Sonuç olarak kamu makamlarinin makul derecede ivedilik ve özen kosullarina uygun hareket etmemeleri nedeniyle basvurucuya kaçinilmaz olandan asiri bir külfet yüklenmesine ragmen basvurucuya iddia ettigi zararlari için herhangi bir tazminat ödenmemistir. Bu minvalde tazminat talebinin reddedilmesi basvurucuya sahsi olarak asiri bir külfet yüklemektedir. Neticede somut olayin kosullarinda mülkiyet hakki baglaminda olusan zararlarinin tazmini konusunda basvurucuya, asgari güvenceleri içerecek sekilde etkili bir hukuk yolu sunulmadigi sonucuna ulasilmistir.
Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar vermistir.
---
TÜRKIYE CUMHURIYETI
ANAYASA MAHKEMESI
IKINCI BÖLÜM
KARAR
GAZI MUHAMMED BASVURUSU
(Basvuru Numarasi: 2018/37732)
Karar Tarihi: 24/11/2021
R.G. Tarih ve Sayi: 3/2/2022 - 31739
Baskan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
M. Emin KUZ
Ridvan GÜLEÇ
Yildiz SEFERINOGLU
Basri BAGCI
Raportör
Mahmut ALTIN
Basvurucu
Gazi MUHAMMED
Vekili
Av. Zerrin KIZILTÜRK
I. BASVURUNUN KONUSU
1. Basvuru, sahibine teslim edilmesi karari verilen aracin kanunilik ilkesine aykiri olarak uzun süre sonra iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigi iddialarina iliskindir.
II. BASVURU SÜRECI
2. Basvuru 11/12/2018 tarihinde yapilmistir.
3. Basvuru, basvuru formu ve eklerinin idari yönden yapilan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmustur.
4. Komisyonca basvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafindan yapilmasina karar verilmistir.
5. Bölüm Baskani tarafindan basvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapilmasina karar verilmistir.
6. Basvuru belgelerinin bir örnegi bilgi için Adalet Bakanligina (Bakanlik) gönderilmistir. Bakanlik, görüsünü bildirmis; basvurucu da Bakanlik görüsüne karsi cevabini sunmustur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Basvuru formu ve eklerinde ifade edildigi sekliyle olaylar özetle söyledir:
8. Yeminli tercüman olarak görev yapan basvurucu, Istanbul'un Basaksehir ilçesinde ikamet etmekte olup basvuru konusu aracin sahibidir.
A. Sorusturma Süreci
9. Basvurucuya ait araç, terör süphelisinin olabilecegi yönündeki ihbar üzerine 5/5/2015 tarihinde Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügü ekiplerince Yenikapi feribot çikisinda durdurularak araçta inceleme yapilmistir.
10. 5/5/2015 tarihli Savci Görüsme Talimat Tutanagi'nda; araç içinde basvurucunun olmadigi, yabanci uyruklu üç sahsin bulundugu tespit edilmis ve aracin kiralik oldugu belirtilmistir. Ayrica araçtaki iki kisi hakkinda kimliklerinin sahte olabilecegi süphesiyle nöbetçi Cumhuriyet savcisinin talimatiyla resmî belgede sahtecilik suçundan islem yapilmasi ve söz konusu aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimati verildigi anlasilmistir.
11. Araç, basvurucuya teslim edilmek üzere önce Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügü Merkez Amirliginin otoparkinda muhafaza edilmis; ardindan 6/5/2015 tarihinde Kumkapi Polis Merkezi Amirliginin Topkapi Yediemin Otoparki'na "resmî belgede sahtecilik suçuyla ilgili olarak aracin muhafaza altina alindigi" yaziyla bildirilerek kontak anahtari ve ruhsatiyla birlikte yediemin otoparkina çekilmistir.
12. Ardindan Istanbul nüfusuna kayitli araç sahibinin basvurucu oldugu emniyet birimlerince tespit edilmis ve basvurucuya bilgi verilmistir. Ancak araç sahibinin basvurucu oldugunun ne zaman tespit edildigi ve basvurucuya hangi tarihte bilgi verildigi hususunda basvuru formu ve ekleriyle Ulusal Yargi Agi Bilisim Sistemi (UYAP) kayitlarinda bilgiye rastlanmamistir. Bununla birlikte 1/8/2015 tarihinde Fatih Ilçe Emniyet Müdürlügünün Merkez Amirligine gelen basvurucuya aracini yediemin otoparkindan almasi için üst yazi verilerek aracini teslim almasi saglanmistir.
B. Agir Ceza Mahkemesindeki Tazminat Davasi Süreci
13. Basvurucu, fiilî elkoyma nedeniyle ugradigi zararlarin tazmini talebiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayili Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi geregince Maliye Hazinesi aleyhine 3/5/2016 tarihinde Bakirköy 15. Agir Ceza Mahkemesinde (Agir Ceza Mahkemesi) tazminat davasi açmistir. Dava dilekçesinde, nöbetçi savcinin aracin sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen aracin kendisine teslim edilmeyip yediemin otoparkina çekildigini, 89 gün boyunca aracini kullanmadigini ve kiraya veremedigini öne sürmüstür. Ayrica yediemin otopark ücretini de ödemek zorunda kaldigini beyan etmistir. Basvurucu netice itibariyla haksiz elkoyma ve aracin zamaninda geri verilmemesi nedeniyle 5271 sayili Kanun’un 141. maddesi geregince 17.000 TL maddi tazminat ve 3.000 TL manevi tazminat ödenmesini istemistir.
14. Agir Ceza Mahkemesi 23/2/2017 tarihinde, davanin 5271 sayili Kanun'un 141. ve 142. maddeleri kapsaminda kalmadigini belirterek reddine karar vermistir. Kararin gerekçesinde, basvuru konusu araçla ilgili Cumhuriyet savcisi tarafindan sahibine ulasilarak teslim edilmesi ve bilgi alinmasinin saglanmasi talimati verilmesiyle Cumhuriyet savcisinin ve kollugun adli görevinin sona erdigi belirtilmistir. Bu talimati müteakiben kollugun idari görevinin basladigi açiklanarak aracin iade isleminin gecikmesinden idarenin sorumlu oldugu vurgulanmistir. Buna göre iddia ve talep edilen zararin tazminine iliskin davanin görülme yerinin idari yargi oldugu belirtilmistir.
15. Basvurucunun istinaf talebi üzerine Istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince 20/6/2017 tarihinde kararin yargilama giderleri yönünden düzeltilerek istinaf basvurusunun reddine karar verilmistir.
C. Idare Mahkemesindeki Tazminat Davasi Süreci
16. Basvurucu bu kez 7/9/2017 tarihinde Istanbul 10. Idare Mahkemesinde (Mahkeme) maddi tazminat istemiyle tam yargi davasi açmistir.
17. Mahkeme 11/5/2018 tarihinde davanin reddine karar vermistir. Kararin gerekçesinde, 5/5/2015 tarihinde yediemin otoparkina birakilan aracin teslim alinmasina engel bir durum bulunmadigi hâlde basvurucu tarafindan aracin teslim alinmadigi ve teslim almaya çalisildigina iliskin bir bilgi ve belgenin de sunulmadigi belirtilmistir. Buna göre zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi, zarara basvurucunun kendi kusurunun sebebiyet verdigi ifade edilmistir. Öte yandan olayda idarenin kusursuz sorumlulugunun da bulunmadigi vurgulanarak idarenin tazmin sorumlulugunun mevcut olmadigi sonucuna varilmistir.
18. Basvurucunun istinaf talebini inceleyen Istanbul Bölge Idare Mahkemesi 9. Idari Dava Dairesince (Daire) 24/10/2018 tarihinde istinaf talebinin reddine karar verilmistir.
19. Nihai karar, basvurucu vekiline 14/11/2018 tarihinde teblig edilmistir.
20. Basvurucu 11/12/2018 tarihinde bireysel basvuruda bulunmustur.
IV. ILGILI HUKUK
A. Mülkiyet Hakkinin Ihlali Iddiasi Yönünden
21. Ilgili hukuk için bkz. Hikmet Gida Sanayi ve Ticaret A.S., B. No: 2016/4557, 4/7/2019, §§ 31-41.
B. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigi Iddiasina Iliskin Uluslararasi Hukuk
22. Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi'ne (Sözlesme) ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunmasi" kenar baslikli 1. maddesi söyledir:
"Her gerçek ve tüzel kisinin mal ve mülk dokunulmazligina saygi gösterilmesini isteme hakki vardir. Bir kimse, ancak kamu yarari sebebiyle ve yasada öngörülen kosullara ve uluslararasi hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun birakilabilir.
Yukaridaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararina uygun olarak kullanilmasini düzenlemek veya vergilerin ya da baska katkilarin veya para cezalarinin ödenmesini saglamak için gerekli gördükleri yasalari uygulama konusunda sahip olduklari hakka halel getirmez."
23. Sözlesme'nin "Etkili basvuru hakki" kenar baslikli 13. maddesi söyledir:
"Bu Sözlesme’de taninmis olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifasi için davranan kisiler tarafindan gerçeklestirilmis olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola basvurma hakkina sahiptir."
24. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), Sözlesme'nin 13. maddesi uyarinca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunmasi için etkili bir basvuru yolunun var olmasi gerektigini belirtmektedir. AIHM'e göre Sözlesme'nin 13. maddesi yetkili ulusal makamlar tarafindan Sözlesme kapsamina giren bir sikâyetin esasinin incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun saglanmasini gerekli kilmaktadir. Ayrica bu hukuk yolunun teoride oldugu kadar pratikte de etkili bir yol olmasi gerekmektedir (Ilhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpinar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 82).
25. AIHM, etkili basvuru hakkinin Sözlesme çerçevesinde savunulabilir nitelikteki bir sikâyetin mahkemelerce etkili bir sekilde incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkâni sunmaya elverisli olmasini güvence altina aldigini vurgulamaktadir (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AIHM, iç hukuktaki düzenlemelerin basvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek sekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadigini irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, § 36).
26. Hazine arazisi üzerinde insa edilen bir gecekondunun etrafinda bulunan çöplügün patlamasi üzerine zarar gördügü olayin ele alindigi Öneryildiz/Türkiye ([BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004) kararinda AIHM, mülkiyet hakkinin pozitif yükümlülükler yönünden ihlal edildigine karar verdigi gibi meseleyi etkili basvuru hakkina iliskin 13. madde yönünden de ele almistir. AIHM'e göre Sözlesme'nin 13. maddesi ulusal hukuk sistemlerinin yetkili ulusal otoritelere Sözlesme kapsamindaki ileri sürülebilir bir sikâyetin özünü ele almalarina salahiyet tanidigi etkili bir hukuk yolunu erisilebilir kilmalarini gerektirir. Bunun amaci ise uluslararasi sikâyet mekanizmasini AIHM önünde harekete geçirmek zorunda kalmadan önce bireylerin Sözlesme haklarinin ihlalleri için ulusal düzeyde uygun bir telafi elde edebilecekleri bir yol saglamaktir (Öneryildiz/Türkiye, § 145). Bununla birlikte AIHM; 13. madde ile saglanan korumanin herhangi bir özel çözüm yöntemi gerektirecek kadar ileri gitmedigini, taraf devletlerin bu hüküm kapsamindaki yükümlülüklerini yerine getirme konusunda belirli bir takdir araliginin oldugunu kabul etmistir (Öneryildiz/Türkiye, § 146). AIHM, basvurucunun evinin ve esyalarinin kaybi yönünden tazminat yolu etkin bir sekilde isletilmedigi için Sözlesme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile baglantili olarak 13. maddenin ihlal edildigine karar vermistir (Öneryildiz/Türkiye, §§ 156, 157).
V. INCELEME VE GEREKÇE
27. Anayasa Mahkemesinin 24/11/2021 tarihinde yapmis oldugu toplantida basvuru incelenip geregi düsünüldü:
A. Mülkiyet Hakkinin Ihlal Edildigine Iliskin Iddia
1. Basvurucunun Iddialari ve Bakanlik Görüsü
28. Basvurucu, ceza sorusturmasi kapsaminda durdurulan aracinin -kanunilik ilkesine aykiri olarak- nöbetçi savcinin sahibine teslim edilmesi hususundaki talimatina ragmen kendisine herhangi bir bilgi verilmeden yediemin otoparkina çekilmesi ve ancak 89 gün sonra iade edilmesi sonucu olusan zararlarinin karsilanmamasi nedeniyle mülkiyet hakkinin ihlal edildigini iddia etmistir.
29. Bakanlik görüsünde; basvuru evraklarinin incelemesi neticesinde basvurucunun aracini teslim almak için talepte bulundugunu ve bunun yerine getirilmedigini gösterir herhangi bir belgeye rastlanmadigi belirtilmistir. Bununla birlikte ilgili mercilerin de basvurucunun bu yöndeki talebine iliskin herhangi bir bilgi ya da belge olmadigini ifade ettikleri vurgulanmistir. Buna göre hayatin olagan akisina aykiri bir sekilde araci teslim almak için basvurucu tarafindan talepte bulunulmamis oldugu ileri sürülmüstür. Diger yandan 1/8/2015 tarihli kolluk yazisinda basvurucuya emniyet birimleri tarafindan arastirma yapilarak resen ulasildigi yönünde ibareler bulunduguna isaret edilmistir.
30. Basvurucu, Bakanlik görüsüne karsi beyaninda genel olarak basvuru formundaki iddialarini tekrarlamistir.
2. Degerlendirme
31. Anayasa’nin "Mülkiyet hakki" kenar baslikli 35. maddesi söyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yarari amaciyla, kanunla sinirlanabilir.
Mülkiyet hakkinin kullanilmasi toplum yararina aykiri olamaz.”
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Mülkün Varligi
33. Anayasa'nin 35. maddesiyle güvenceye baglanan mülkiyet hakki, ekonomik deger ifade eden ve parayla degerlendirilebilen her türlü mal varligi hakkini kapsamaktadir (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda basvuruya konu aracin trafik sicilinde basvurucuya ait oldugu anlasildigindan el konulan bu aracin basvurucu yönünden mülk teskil ettiginde kusku bulunmamaktadir.
ii. Müdahalenin Varligi ve Türü
34. Malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sinirlanmasi, mülkiyet hakkina müdahale teskil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa Mahkemesi daha önce bir suç isnadina bagli olarak uygulanan elkoyma tedbirinin mülkten geçici süreyle de olsa yoksun birakma sonucuna yol açtigindan mülkiyet hakkina müdahale teskil ettigini kabul etmistir (Hanife Ensaroglu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Diger taraftan somut olayda basvurucunun araci bir ceza sorusturmasi sürecinde önce muhafaza altina alinmis, sonrasinda sahibine teslim edilmek üzere yediemin otoparkina çekilmistir. Bu durumda müdahalenin amaci da gözetildiginde mülkiyetin kamu yararina kullaniminin düzenlenmesine iliskin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir (benzer yöndeki degerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroglu, § 52; Onur Tur Uluslararasi Nakliyat Ltd. Sti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52).
iii. Müdahalenin Ihlal Olusturup Olusturmadigi
35. Anayasa'nin "Temel hak ve hürriyetlerin sinirlanmasi" kenar baslikli 13. maddesi söyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksizin yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, Anayasanin sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olamaz."
36. Anayasa’nin 35. maddesinde mülkiyet hakki sinirsiz bir hak olarak düzenlenmemis, bu hakkin kamu yarari amaciyla ve kanunla sinirlandirilabilecegi öngörülmüstür. Mülkiyet hakkina müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sinirlandirilmasina iliskin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nin 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasi gerekmektedir. Dolayisiyla mülkiyet hakkina yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanmasi, kamu yarari amaci tasimasi ve ayrica ölçülülük ilkesi gözetilerek yapilmasi gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
37. Mülkiyet hakkina yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayali olma ölçütüdür. Bu ölçütün saglanmadigi tespit edildiginde diger ölçütler bakimindan inceleme yapilmaksizin mülkiyet hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilacaktir. Müdahalenin kanuna dayali olmasi, müdahaleye iliskin yeterince ulasilabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasini gerektirmektedir (Türkiye Is Bankasi A.S. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve digerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
38. Basvuru konusu olayda süphe üzerine durdurulan basvuru konusu araçta, araç sahibinin bulunmadiginin anlasilmasi üzerine Savcilik aracin sahibinin tespit edilerek kendisine iadesi talimati vermistir. Bunun üzerine kolluk tarafindan yediemin otoparkina çekilen araç ancak 89 gün sonra basvurucuya iade edilmistir.
39. Yediemin otoparkina çekilen araç hakkinda 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerine dayanilarak verilmis kolluk amiri veya savcilik emri ya da sulh ceza hâkimligince verilmis bir elkoyma kararinin olmadigina isaret etmek gerekir. Öte yandan aracin muhafaza altina alinmasi emrinin veya aracin suçta kullanildigi ya da suçtan elde edildigine dair bir iddianin olmadigini da vurgulamak gerekir.
40. Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi, fiilî olarak gerçeklesen elkoymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu ve mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettigi kanaatine ulasilmistir.
41. Açiklanan gerekçelerle Anayasa'nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkiyla Baglantili Olarak Etkili Basvuru Hakkinin Ihlal Edildigine Iliskin Iddia
42. Basvurucu, ceza sorusturmasi kapsaminda durdurulan aracinin nöbetçi savcinin sahibine teslim edilmesi hususundaki talimatina ragmen kendisine herhangi bir bilgi verilmeden yediemin otoparkina çekilmesi ve ancak 89 gün sonra iade edilmesi nedeniyle olusan zararlarinin karsilanmamasindan yakinmaktadir.
43. Basvurucu, bu süre zarfinda aracinin nerede olduguna dair bilgi almak amaciyla gerek kendisinin gerek avukatinin emniyet birimlerini hem telefonla aradigini hem de bizzat basvurarak karakollardan arastirma yaptigini ancak sonuç alamadigini vurgulamistir. Öte yandan idarenin aracin yediemin otoparkina çekildigine dair bilgiyi emniyet Polis Bilgi Sistemi'ne (PolNet) de girmedigini, bu nedenle tüm arastirmalarina ragmen aracina ulasamadigini öne sürmüstür.
44. Basvurucu özellikle sabit bir ikametgâh adresi bulunduguna ve basit bir arastirmayla adres kayit sisteminden adresine her zaman ulasilabilecegine isaret ederek talimata ragmen araç sahibine ulasmayan idarenin kusurlu oldugunu ve kendisinin kusurunun bulunmadigini ileri sürmüstür. Ayrica idarenin aracin teslimi için kendisine ulasmaya çalistigina dair bilgi ve belge de sunmadigina dikkat çekmistir.
45. Bununla birlikte basvurucu, idarenin kusurlu eylemiyle maddi zarari arasinda illiyet bagi olmasina ragmen Mahkemenin hukuka açikça aykiri olarak davayi reddettigini ve istinaf kararinin da gerekçesiz oldugunu belirtmis; gerekçeli karar ve adil yargilanma haklarinin ihlal edildigini ileri sürmüstür.
46. Bakanlik görüsü ve basvurucunun Bakanlik görüsüne karsi cevabi mülkiyet hakki yönünden yapilan degerlendirmede özetlenmistir (bkz. §§ 29, 30).
47. Anayasa’nin "Temel hak ve hürriyetlerin korunmasi" kenar baslikli 40. maddesi söyledir:
"Anayasa ile taninmis hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden basvurma imkâninin saglanmasini isteme hakkina sahiptir.
Devlet, islemlerinde, ilgili kisilerin hangi kanun yollari ve mercilere basvuracagini ve sürelerini belirtmek zorundadir.
Kisinin, resmî görevliler tarafindan vâki haksiz islemler sonucu ugradigi zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakki saklidir."
48. Anayasa Mahkemesi, olaylarin basvurucu tarafindan yapilan hukuki nitelendirmesi ile bagli olmayip olay ve olgularin hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Basvurucu adil yargilanma ve gerekçeli karar haklarinin da ihlal edildigini ileri sürmekte ise de ceza sorusturmasi kapsaminda basvurucunun araci hakkinda uygulanan fiilî elkoyma nedeniyle ugradigini iddia ettigi zararlarin ödenmedigi yönündeki sikâyeti esas itibariyla mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkini ilgilendirmektedir. Buna göre basvurucunun belirtilen iddialarinin Anayasa'nin 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkiyla baglantili olarak Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakki kapsaminda degerlendirilmesi gerektigi sonucuna varilmistir.
49. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan mülkiyet hakki baglamindaki etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir.
i. Genel Ilkeler
50. Etkili basvuru hakki anayasal bir hakkinin ihlal edildigini ileri süren herkese hakkin niteligine uygun olarak iddialarini inceletebilecegi makul, erisilebilir, ihlalin gerçeklesmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarini ortadan kaldirmaya (yeterli giderim saglama) elverisli idari ve yargisal yollara basvuruda bulunabilme imkâni saglanmasi olarak tanimlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
51. Öte yandan sikâyetlerin esasinin incelenmesine imkân saglayan ve gerektiginde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarinin olmasi ilgililere etkili basvuru hakkinin saglanmasinin bir geregidir. Buna göre kisilerin magduriyetlerinin giderilmesi amaciyla öngörülen yargi yollarinin mevzuatta yer almasi yalniz basina yeterli olmayip bu yolun ayni zamanda pratikte de basari sansi sunmasi gerekir. Söz konusu yola basvurulabilmesi için öngörülen kosullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak islem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddialarin bu dogrultuda genis sekilde degerlendirilmesi, kosullarin olusmadigi sonucuna ulasilmasi durumunda ise bu durumun yargi makamlari tarafindan ilgili ve yeterli gerekçelerle açiklanmasi gerekir (Ilhan Gökhan, B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).
52. Gerçekten de kisilerin magduriyetlerinin giderilmesi amaciyla öngörülen yargi yollarindan biri olan koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasi açma imkâninin mevzuatta yer almasi tek basina yeterli olmayip bu yolun ayni zamanda pratikte de basari sansi sunmasi gerekir. Söz konusu yola basvurulabilmesi için öngörülen kosullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak islem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddialarin bu dogrultuda genis sekilde degerlendirilmesi, kosullarin olusmadigi sonucuna ulasilmasi durumunda ise bu durumun yargi makamlari tarafindan ilgili ve yeterli gerekçelerle açiklanmasi gerekir (Murat Haliç, § 49; Ilhan Gökhan, § 49).
53. Sonuç olarak tahdidî sayilan kosullar disinda hâkimler ve Cumhuriyet savcilarinin verdikleri kararlar veya yaptiklari islemlerden kaynaklanan zararlarin giderilmesine yönelik girisimlerde bulunma imkâni saglayan ve genis sekilde yorumlanmaya uygun olan söz konusu düzenlemelerin zarar görenlerin herhangi bir yargi merciine basvurma imkânini ortadan kaldiracak sekilde dar yorumlanmamasi ve etkili bir yargisal koruma saglama konusunda yargi makamlarinca temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklasim içinde olunmasi etkili basvuru hakkinin gereklerinin saglanmasi açisindan önem arz etmektedir (Murat Haliç, § 50; Ilhan Gökhan, § 50).
54. Anayasa'nin 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir." hükmüne yer verilerek mülkiyet hakki güvence altina alinmistir. Anayasa'nin 5. maddesi ise insanin maddi ve manevi varliginin gelismesi için gerekli sartlari hazirlamayi devletin temel amaç ve görevleri arasinda saymistir. Mülkiyet hakkinin etkili bir sekilde korunabilmesi yalnizca devletin bu haklara müdahaleden kaçinmasiyla saglanamaz. Anayasa’nin 5. maddesi ile birlikte degerlendirildiginde 35. maddesi uyarinca devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadir. Bu pozitif yükümlülükler kimi durumlarda özel kisiler arasindaki uyusmazliklar da dâhil olmak üzere söz konusu temel haklarin korunmasi için belirli tedbirlerin alinmasini gerektirmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 37; AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Türkiye Emekliler Dernegi, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoglu Insaat Egitim Gida Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Sirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43).
55. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakki bakimindan koruyucu ve düzeltici bazi önlemler almasi gerekmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diger bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadir. Mülkiyet hakkina müdahalenin malik üzerinde dogurdugu olumsuz sonuçlarin mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün degilse malikin zarar ve kayiplarinin telafi edilmesini saglayan idari veya yargisal birtakim hukuki mekanizmalarin olusturulmasi devletin pozitif yükümlülüklerinin bir geregidir (Osmanoglu Insaat Egitim Gida Temizlik Hizmetleri A.S.,B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 46, 48).
ii. Ilkelerin Olaya Uygulanmasi
56. Somut olayda aracin sahibine ulasilarak teslim edilmesi talimatinin araca zarar verilmeden, uygun muhafaza sartlari altinda yerine getirilebilmesi için araca fiilen el konulmasi zorunlu görülebilir. Bununla birlikte olayda söz konusu aracin aslinda isnat edilen suç ile bir ilgisi bulunmayan baska birine ait oldugu, aracin muhafaza altina alindigi gün yani 5/5/2015 tarihinde anlasilmis ve Savcilikça aracin sahibine teslim edilmesi talimati verilmis ancak kollukça 6/5/2015 tarihinde yediemin otoparkina çekilen araç 89 gün sonra 1/8/2015 tarihinde basvurucuya iade edilebilmistir.
57. Buna göre basvuruya konu olayda, süphe üzerine durdurulup incelenen araçta sahibinin olmadiginin ve aracin kiralik oldugunun anlasilmasi üzerine Savciligin aracin sahibine teslim edilmesi talimatinin yaklasik üç ay sonra yerine getirilmesi nedeniyle meydana geldigi iddia olunan zararla ilgili olarak kamu makamlarinin ve basvurucunun tutumlarinin ortaya konulmasi gerekmektedir.
58. Basvurucunun aracina fiilî olarak yaklasik üç ay boyunca el konuldugu görülmektedir. Araca fiilen el konulduguna göre aracin gerçek sahibinin tespiti kamu makamlarinin yükümlülügündedir. Ceza sorusturmasi sirasinda özellikle muhafaza altina alinan esyanin mülkiyetinin ihtilafli oldugu durumlarda bu esyanin sahibine iade edilmesinin belirli bir süre almasi makul görülebilir. Ancak somut olayda ruhsati içinde bulunan aracin -plakasi sahte olmadigi müddetçe- plaka sorgusundan sahibinin tespit edilebilecegi ve ardindan emniyet PolNet üzerinden veya adres kayit sistemi üzerinden araç sahibinin adresine kolayca ulasilabilecegi asikârdir. Bununla birlikte idare tarafindan üç ay sonra basvurucunun bilgilerine ulasildigi anlasilmaktadir. Fakat araç sahibinin ve adresinin tespitinin neden üç ay sürdügü ortaya konulamamistir. Dolayisiyla Mahkemece zarar ile idarenin islemi arasinda illiyet baginin bulunmadigi, idarenin olayda kasit, kusur veya ihmalinin olmadigi kabul edilmis ise de kisa sürede basvurucu ve adresinin tespiti mümkünken aracin makul kabul edilemeyecek sürede teslim edilmesine kamu makamlarinin edilgen tutumunun neden oldugu tartismasizdir.
59. Ayrica basvurucu, idarenin aracin yediemin otoparkina çekildigine dair bilgiyi emniyet PolNet'e de girmedigini, bu nedenle tüm arastirmalarina ragmen aracina ulasamadigini öne sürmüstür. Mahkemece, yediemin otoparkina birakilan aracin teslim alinmasina engel bir durum bulunmadigi hâlde basvurucunun araci teslim almadigina ve teslim almaya çalistigina iliskin bir bilgi ve belgeyi de sunmadigi vurgulanmistir. Basvurucu, aracini bulabilmek için gerekli arastirmayi yaptigini iddia etmis ancak delillerini ortaya koyamamis ise de idare tarafindan aracin yediemin otoparkina çekildigine dair PolNet kaydinin olusturulmadigi hususunda basvurucunun iddiasinin aksinin ortaya koyulamadigina dikkat çekmek gerekir. Öte yandan kamu makamlari tarafindan el konulan ve kisa süre içinde sahibine iadesi gerektigi anlasilan bir aracin iadesinin kamu makamlarinin sorumlulugunda oldugu, araç sahibine aracinin nerede ve hangi amaçla tutuldugunu arastirip iadesini talep etme yükümlülügünün yüklenemeyecegine isaret etmek gerekir.
60. Buna göre basvurucunun aracinin kamu makamlarinca sorusturma kapsamindaki suç ve süphelilerle baglantisi olmadigi saptanarak sahibine teslim edilmesi talimatina ragmen fiilen el konulan aracin sahibinin basvurucu oldugu makul bir süre içinde teslim edilememis, basvurucu da bu süre boyunca mülkiyetinde bulunan aracindan yararlanamamistir. Dolayisiyla kamu makamlarinin ve basvurucunun açiklanan tutumlari birlikte incelenerek karar verilmesi gerekirken derece mahkemelerince esasa iliskin yeterli degerlendirme yapilmadigini vurgulamak gerekir.
61. Hâlbuki somut olayin özelliklerine göre fiilî elkoyma süresinin makul bir süreyi asmasi durumunda olusacak zarar yönünden de bu sürenin uzamasina yol açan kamu makamlarinin sorumlulugunu gerektirdigi ortadadir. Nitekim Yargitay Dairesi sonraki içtihadinda da elkoymadan dogan bu gibi zararlarin kamu makamlarinca karsilanmasi gerektigine karar vermistir (Hikmet Gida Sanayi ve Ticaret A.S., § 34).
62. Sonuç olarak Savcilik talimati sonrasinda aracin gerçek sahibinin tespiti sürecinde yasanan makul olmayan gecikme sebebiyle ancak 89 gün sonra aracina kavusan basvurucunun gelirden mahrum kaldigi ve fiilî olarak gerçeklesen elkoymanin 5271 sayili Kanun'un 127. ve 128. maddelerinde belirtilen usule uymayan bir müdahale oldugu anlasilmaktadir. Bununla birlikte kamu makamlarinin makul derecede ivedilik ve özen kosullarina uygun hareket etmemeleri nedeniyle basvurucuya kaçinilmaz olandan asiri bir külfet yüklenmesine ragmen basvurucuya iddia ettigi zararlari için herhangi bir tazminat ödenmemistir. Bu minvalde idarenin kusuru ve kusurla zarar arasinda illiyet bagi açikça ortaya konuldugu hâlde kamu makamlarinca yapilan elkoyma isleminden kaynaklanan söz konusu -iddia edilen- zararlarla idarenin eylemi arasinda illiyet bagi bulunmadigi, bütün külfetin/kusurun basvurucuya ait oldugu gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesi basvurucuya sahsi olarak asiri bir külfet yüklemektedir. Neticede somut olayin kosullarinda mülkiyet hakki baglaminda olusan zararlarinin tazmini konusunda basvurucuya, asgari güvenceleri içerecek sekilde etkili bir hukuk yolu sunulmadigi sonucuna varilmaktadir.
63. Açiklanan gerekçelerle Anayasa’nin 35. maddesiyle baglantili olarak 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayili Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun'un 50. maddesinin ilgili kismi söyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, basvurucunun hakkinin ihlal edildigine ya da edilmedigine karar verilir. Ihlal karari verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararindan kaynaklanmissa, ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hâllerde basvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açilmasi yolu gösterilebilir. Yeniden yargilama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda açikladigi ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
65. Basvurucu; ihlalin tespit edilmesi, maddi ve manevi tazminat ile yargilamanin yenilenmesi talebinde bulunmustur.
66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Dogan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararinda ihlal sonucuna varildiginda ihlalin nasil ortadan kaldirilacagi hususunda genel ilkeler belirlenmistir. Anayasa Mahkemesi diger bir kararinda ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararinin yerine getirilmemesinin sonuçlarina da deginmis ve bu durumun ihlalin devami anlamina gelecegi gibi ilgili hakkin ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacagina isaret etmistir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
67. Bireysel basvuru kapsaminda bir temel hakkin ihlal edildigine karar verildigi takdirde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirildigindan söz edilebilmesi için temel kural, mümkün oldugunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin saglanmasidir. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynagi belirlenerek devam eden ihlalin durdurulmasi, ihlale neden olan karar veya islemin ve bunlarin yol açtigi sonuçlarin ortadan kaldirilmasi, varsa ihlalin sebep oldugu maddi ve manevi zararlarin giderilmesi, ayrica bu baglamda uygun görülen diger tedbirlerin alinmasi gerekmektedir (Mehmet Dogan, §§ 55- 57).
68. Ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi veya mahkemenin ihlali gideremedigi durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (2) numarali fikrasi ile Anayasa Mahkemesi Içtüzügü'nün 79. maddesinin (1) numarali fikrasinin (a) bendi uyarinca ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere kararin bir örneginin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anilan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farkli olarak ihlali ortadan kaldirmak amaciyla yeniden yargilama sonucunu doguran ve bireysel basvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafindan ihlal kararina bagli olarak yeniden yargilama karari verildiginde usul hukukundaki yargilamanin yenilenmesi kurumundan farkli olarak ilgili mahkemenin yeniden yargilama sebebinin varligini kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadir. Dolayisiyla böyle bir kararin kendisine ulastigi mahkemenin yasal yükümlülügü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal karari nedeniyle yeniden yargilama karari vererek devam eden ihlalin sonuçlarini gidermek üzere gereken islemleri yerine getirmektir (Mehmet Dogan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve digerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
69. Basvurucu açtigi tazminat davasinda haksiz elkoymanin uzun sürmesi nedeniyle ugradigi zararlarin ödenmesi talebinde bulunmustur. Anayasa Mahkemesince hem kanunilik ilkesi yönünden mülkiyet hakkinin ihlal edildigi hem de derece mahkemelerince somut olayin özelliklerine göre degerlendirme yapilmamasi nedeniyle mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilmistir. Dolayisiyla somut basvuruda ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi anlasilmaktadir.
70. Bu durumda ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmaktadir. Yapilacak yeniden yargilama ise bireysel basvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayili Kanun'un 50. maddesinin (2) numarali fikrasina göre ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasina yöneliktir. Bu kapsamda yapilmasi gereken is, yeniden yargilama karari verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulastiran nedenleri gideren, ihlal kararinda belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararin bir örneginin yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 10. Idare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
71. Yeniden yargilama yapilmasina karar verilmesi ihlalin sonuçlarinin giderimi bakimindan somut olay baglaminda yeterli bir giderim sagladigindan basvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.794,70 TL yargilama giderinin basvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açiklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA,
2. Mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA,
B. 1. Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakkinin IHLAL EDILDIGINE,
2. Mülkiyet hakki baglaminda Anayasa'nin 40. maddesinde güvence altina alinan etkili basvuru hakkinin IHLAL EDILDIGINE,
C. Kararin bir örneginin mülkiyet hakkinin ve mülkiyet hakki baglaminda etkili basvuru hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 10. Idare Mahkemesine (E.2017/1609, K.2018/926) GÖNDERILMESINE,
D. Basvurucunun tazminat taleplerinin REDDINE,
E. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.794,70 TL yargilama giderinin basvurucuya ÖDENMESINE,
F. Ödemenin, kararin tebligini takiben basvurucunun Hazine ve Maliye Bakanligina basvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasina, ödemede gecikme olmasi hâlinde bu sürenin sona erdigi tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAIZ UYGULANMASINA,
G. Kararin bir örneginin Adalet Bakanligina GÖNDERILMESINE 24/11/2021 tarihinde OYBIRLIGIYLE karar verildi.