Sosyal medyada yapılan paylaşım sebebiyle disiplin cezası, İfade özgürlüğünün ihlal edilmesi

vioft2nnt8|2000BDFC6638|yunusbirbilen|tbl_sayfa|metin|0xfdff8ba903000000d901000001000700

Yapmis oldugu sosyal medya paylasimin sebebiyle idare tarafindan disiplin sorusturmasi baslatilmasina karar verilmistir.

Disiplin sorusturmasi sonunda basvurucunun uyarma cezasi ile cezalandirilmasina karar verilmis, basvurucunun karara karsi yaptigi itirazin disiplin kurulu tarafindan reddiyle kesinlesmistir. Basvurucu, hakkinda tesis edilen disiplin cezasinin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmis; mahkeme, dava konusu islemin iptaline karar vermistir. Davali idare, iptal kararina karsi istinaf talebinde bulunmus; bölge idare mahkemesi basvurucunun üzerine atili bulunan fiili isledigi sonucuyla mahkeme kararinin kaldirilmasina ve davanin reddine kesin olarak karar vermistir. Anyasa mahkemesi ifade özgürlügü olrak degerlendirmistir.

Dava Konusu Olay

Basvuruya konu olaylarin yasandigi tarihte büyüksehir belediyesi su ve atiksu idaresi genel müdürlügünde mühendis olarak görev yapan basvurucu, sosyal medya hesabi üzerinden bir paylasimda bulunmustur. Söz konusu paylasim, bir gazetede çesitli eklemeler yapilarak haberlestirilmistir. Basvurucu hakkinda, yapmis oldugu sosyal medya paylasiminin anilan habere kaynak olusturdugu gerekçesiyle idare tarafindan disiplin sorusturmasi baslatilmistir. Disiplin sorusturmasi sonunda basvurucunun uyarma cezasi ile cezalandirilmasina karar verilmistir. Anilan disiplin cezasi, basvurucunun karara karsi yaptigi itirazin disiplin kurulu tarafindan reddiyle kesinlesmistir. Basvurucu, hakkinda tesis edilen disiplin cezasinin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmis; mahkeme, dava konusu islemin iptaline karar vermistir. Davali idare, iptal kararina karsi istinaf talebinde bulunmus; bölge idare mahkemesi basvurucunun üzerine atili bulunan fiili isledigi sonucuyla mahkeme kararinin kaldirilmasina ve davanin reddine kesin olarak karar vermistir.

Iddialar

Basvurucu, sosyal medya hesabi üzerinden yaptigi bir paylasim nedeniyle disiplin cezasi ile cezalandirilmasinin ifade özgürlügünü ihlal ettigini iddia etmistir.

Mahkemenin Degerlendirmesi

Kamu görevlisinin yapmis oldugu sosyal medya paylasiminin devlet memurunun vakarina yakismayan nitelikte bir tutum ve davranis olarak kabul edildiginde idare ve yargi mercilerinin su degerlendirmeleri yapmalari beklenir: 

-Söz konusu ifade özgürlügü oldugu için devlet memurlarinin da birer birey oldugu, siyasi görüs sahibi olma, ülke sorunlariyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarinin bulundugu gözardi edilmemelidir.

- Hizmet disinda kullanilan ifadelerin dile getirildigi kosullar gözetilmeli ve yapilan ifade açiklamasinin kamu görevlisinin bulundugu konum ve üstlendigi devlet görevinin  içerigiyle birlikte degerlendirildiginde itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte oldugu ortaya konulmalidir. Bununla birlikte somut olayin kosullarinda kamu görevlisinin düsünce açiklamasini kamu görevi statüsünün ve görev yaptigi alanin kendisine sagladigi unvani dâhil herhangi bir olanagi kullanarak yapmis ise bunun gösterilmesi gerekir.

-Buna ilaveten yapilan düsünce açiklamasinin kamu hizmetlerinin sürekliligini, etkinligini, verimliligini ya da geregi gibi yerine getirilmesini ne sekilde etkilediginin ve cezayi gerekli kilan sonuçlarin neler oldugunun veya bu tür sonuçlara neden olmasinin kuvvetle muhtemel oldugu ortaya konulmalidir.

-Her durumda kamu görevlisinin ödev ve sorumluluk derecesinin, bulundugu konum ve görev yaptigi alanla baglantili olarak belirlenmelidir.

-Hükmedilen disiplin cezasiyla kamu görevlisinin cezalandirilmasinin zorunlu bir sosyal ihtiyaca karsilik geldigi gösterilmeli; düsünce açiklamasinin kamu görevini etkileme derecesiyle orantili bir disiplin cezasina hükmedilmelidir.

-Degerlendirmeler oldukça açik, spesifik ve tekil olarak yapilmalidir.

Somut olaya konu paylasim temel olarak basvurucunun görev yaptigi il özelinde Fetullahçi Terör Örgütü yapilanmasina yönelik yürütülen sorusturmalar ile bu kapsamda bosalan kadrolara yapilan yönetici atamalarinin elestirilmesinden ibarettir. Basvurucu anilan elestirilerinin hangi kurumu ve kisileri isaret ettigi hakkinda ise paylasiminda herhangi bir bilgiye yer vermemistir. Öte yandan basvurucunun elestirilerini görev yaptigi il kapsaminda dile getirmesinden kendi kurumunu ve çalisma arkadaslarini hedef aldigi sonucu çikarilabilirse de gerek basvurucunun dosya kapsamindaki beyanlari gerekse basvuru dosyasina aksi yönde baskaca bir bilgi veya belge sunulmamasi karsisinda anilan çikarima ulasmak zorlama bir yorum olacaktir. Dolayisiyla kullanilan ifadelerin basvurucunun görev yaptigi kamu kurumuna yöneldigini kabul etmek su hâlde mümkün olmamistir. Nitekim ilk derece mahkemesi kararinda da söz konusu husus detayli olarak irdelenmis ve idare açisindan matufiyet sartlarinin olusmadigi degerlendirilmistir.

Bununla birlikte kullanilan ifadelerin bir an için basvurucunun görev yaptigi kamu kurumuna yöneldigi ve bu nedenle müdahalenin gerçeklestigi kabul edilse dahi idarenin ve bölge idare mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin kamu görevlisinin ifade özgürlügüne yapilan böyle bir müdahalede yapilmasini bekledigi ve yukarida siralanan degerlendirmelere göre hareket etmesi beklenir. Ancak hem idarenin hem de bölge idare mahkemesinin basvuruya konu paylasimin "devlet memuru vakarina yakismayan tutum ve davranista bulunmak" kapsaminda kaldigini ve eylemin sübuta erdigini soyut olarak belirtmek disinda Anayasa Mahkemesinin öngördügü degerlendirmelerin hiçbirini yapmadigi sonucuna ulasilmistir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin kabul ettigi standartlari uygulamayan idare ve bölge idare mahkemesinin basvurucunun bir disiplin cezasi ile cezalandirilmasinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karsilik geldigini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koydugunun kabul edilmesi mümkün olmamistir.

Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle ifade özgürlügünün ihlal edildigine karar vermistir.

---

TÜRKIYE CUMHURIYETI

ANAYASA MAHKEMESI

BIRINCI BÖLÜM

 

KARAR

 

L. Ç. BASVURUSU

(Basvuru Numarasi: 2018/36354)

 

Karar Tarihi: 18/10/2022

R.G. Tarih ve Sayi: 17/11/2022-32016

 

BIRINCI BÖLÜM

 

KARAR

 

Baskan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Sevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTES

Raportör

:

Ali Erdem SAHIN

Basvurucu

:

L.Ç.

Vekili

:

Av. Mehmed Akif KAVÇAKAR

 

I. BASVURUNUN KONUSU

1. Basvuru, kamu görevlisi olan basvurucunun sosyal medya hesabi üzerinden yaptigi bir paylasim nedeniyle disiplin cezasi ile cezalandirilmasinin ifade özgürlügünü ihlal ettigi iddiasina iliskindir.

II. BASVURU SÜRECI

2. Basvuru 30/11/2018 tarihinde yapilmistir. Komisyon, basvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafindan yapilmasina karar vermistir.

3. Basvuru belgelerinin bir örnegi bilgi için Adalet Bakanligina gönderilmistir.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Basvuru formu ve eklerinde ifade edildigi sekliyle ilgili olaylar özetle söyledir:

5. Basvurucu, basvuruya konu olaylarin yasandigi tarihte Antalya Büyüksehir Belediyesi Su ve Atiksu Idaresi Genel Müdürlügünde (ASAT) mühendis olarak görev yapmaktadir.

A. Disiplin Sorusturmasi Süreci

6. Basvurucu "Su katilmamis bir evetçiden yüzlerce kez yapilmis bir öz elestiri." basligiyla sosyal medya hesabi üzerinden bir paylasimda bulunmustur. Anilan paylasim söyledir:

"FETÖ temizligi bitti mi? 1 temizlik görevlisi, 3 isçi, 2 bilmem ne... Bu mu??? Adamin çocuklari FETÖ'den sorusturuluyor, sülalece yönetici... Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu??? Acaba Antalya bu temizlikten muaf mi??? Antalyali olmak büyük ayricalik mi? Oh, ne ala memleket... Bütün FETÖ'cüler oldu S tarikatindan... Sabir sabir da, nereye kadar??? S tarikatina geç AOF'li de olsan hiçbir sey de olamasan, bunlardan da geçtim Sifir liyakatle yöneticiligi kap... mesai saatinde nargile içmeye gidenden müdür mü istersiniz? (Adami kendi partisi bile kovmus.) Daha ne enstantaneler... Düne kadar bize laf sokup, Erdogan'i görünce tüylerim diken diken oluyor, iyy diyenler, simdi onu karsilamaya gidiyor. Degistilerse sözüm yok. Dogru yolu bulmak da bir erdemdir. Yok uyduruk sorumlu unvanlarini kaptirmamak içinse, Allah Be.... versin. Bizler gülüp geçiyoruz... Sükür kimsenin yalakasi olmadik. Bu yasa kadar, ne anadan, ne babadan, ne esten, ne partiden, ne tarikatlardan torpille isimizi yaptirmadik. Allah da torpile güvenecek kadar seviyesiz hale kimseyi getirmesin. Ne diyelim Ne ODTÜ'sü, ne ITÜ'sü, ne liyakati? Hepsi palavra. Sen torpilden haber ver. Hangi tarikattansin, sen ondan haber ver. Sadece Tayyipçi'ysen ya da liyakat üst düzeyde ise, üstüne üstlük dürüst ve sözünü esirgemeyen biri isen YANMISSIN ya. Bu güzel gecede her kim kimin hakkini yiyorsa Allah versin cezasini. Bizden geçti de, Rabbim çocuklarimizi böyle hak yiyen, çakma tarikatçilardan korusun. Hala, ama her seye ragmen hala güvenimiz sonsuz. Cumhurbaskanimiz er ya da geç bu çarpik ve tuhaf adalet sistemi ile yönetilen yerleri mutlaka düzeltecektir. Zira artik bizim de sabrimiz tükeniyor. Bari evlatlarimiz üzülmesin. Saygi selam ve dua ile ÖNEMLI NOT: Yukaridaki mahlukatlara bakip cumhurbaskanima tek bir söz söylemeyin. Çünkü onlar ona tek bir oy bile vermediler. Adimin L. oldugu kadar da eminim."

7. Söz konusu paylasim, Antalya Körfez gazetesinin  26/4/2017 tarihli sayisinda ASAT'i karistiran paylasimlar basligiyla çesitli eklemeler yapilarak haberlestirilmistir. Orijinal paylasima eklenen kisimlar özetle söyledir:

"ASAT'ta çalisan L. Ç.'nun,..., mesaji kurumu karistirdi. ASAT'ta çalisan FETÖ'den sorusturulanlarin sülalece yönetici olduklarini ve kendilerini Süleymanci diye tanittiklarini iddia eden L. Ç.,..., diye patladi. Süleymancilarin tarikatina geçenlerin,..., sifir liyakatle yöneticiligi kaptigini ileri süren Ç.,..., ASAT'ta tarikat torpili döndügünü gündeme getiren Ç.,..., ifadelerini kullandi."

8. Basvurucunun yaptigi sosyal medya paylasiminin anilan habere kaynak olusturdugu gerekçesiyle "sosyal medya paylasimi ile ifade özgürlügünün sinirlari asilarak dolayli yoldan kurumun tüzel kisiligi ve idarecilerinin mesnetsiz suçlama ile töhmet altinda birakilip yipratilmaya ve kamuoyunda algi olusturmaya çalisildigi, böylelikle Devlet memuru vakarina yakismayan, itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranista bulundugu" iddiasiyla idare tarafindan basvurucu hakkinda disiplin sorusturmasi baslatilmistir.

9. Disiplin sorusturmasi kapsaminda haberin yazari gazeteci I.Ö. ve basvurucunun ifadesine basvurulmustur. I.Ö. ifadesinde; yayimladiklari haberin kaynaginin basvurucunun sosyal medya paylasimi oldugunu, kendilerine haber yapma talebinde bulunulmadigini, paylasimin basvurucunun bir arkadasinin hesabindan görülerek haberlestirildigini, haberde ASAT'la iliskilendirdigi Fetullahçi Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapilanmasi (FETÖ/PDY) veya tarikat mensuplarinin kimlikleri hakkinda bilgi sahibi olmadigini, paylasimda yazildigi sekilde haberi yaptigini, paylasimin yayinlandigi kösenin "Sosyal Medya Körfezi" olarak adlandirilmasi nedeniyle paylasimi basvurucunun agzindan yazdigini belirtmistir. Basvurucu ise ifadesinde; paylasiminda hiçbir kisi, kurum ve tarikat ismine yer vermedigini, paylasiminin bilgisi disinda ve kimligini bilmedigi Facebook arkadaslarindan birisi tarafindan iletildigini düsündügünü, habere söylemedigi ifadelerin eklenerek haberin izinsiz olarak olusturuldugunu, paylasiminda kurum ve tarikat ismine yer vermedigini belirtmistir.

10. Basvurucudan sorusturma sürecinde iki defa savunma istenmistir. Basvurucu ilk savunmasinda önceki ifadesine ek olarak paylasimina yapilan eklemelerin gazete tarafindan yapildiginin kabul edildigini, tekzip amaçli gönderdigi yazinin gazetede yayimlandigini, bu durumun idare tarafindan bilindigini belirterek suçlamalari reddetmistir. Ikinci savunmasinda ise önceki beyanlarina ek olarak paylasiminin kurum ve tarikat ismi olmaksizin bir haber degeri tasimadigini, gazetenin paylasimini çarpittigini, paylasimini genel müdüre de gösterdiginde "O zaman gazeteyi mahkemeye veririz." karsiligini aldigini, incelemeyi yapan müfettisin sifahen kendisinin hakli oldugunu belirttigini, sorusturma raporunun müfettisin art niyetli görüsünü yansittigini ve bu raporun hukuki bir yönünün bulunmadigini belirtmistir.

11. Basvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayili Devlet Memurlari Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fikrasinin (A) bendinin (e) alt bendi uyarinca "Devlet memuru vakarina yakismayan tutum ve davranista bulundugu" gerekçesiyle uyarma cezasi ile cezalandirilmasina karar verilmistir. Anilan disiplin cezasi, basvurucunun karara karsi yaptigi itirazin disiplin kurulu tarafindan reddedilmesiyle kesinlesmistir.

B. Basvurucunun Disiplin Cezasina Iliskin Isleme Karsi Açtigi Iptal Davasi Süreci

12. Basvurucu, hakkinda tesis edilen disiplin cezasinin iptali istemiyle Antalya 2. Idare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmistir. Mahkeme, dava konusu islemin iptaline karar vermistir. Kararin ilgili kismi özetle söyledir:

"Antalya Körfez Gazetesi'nin 26.04.2017 günlü sayisinda ASAT'i karistiran paylasimlar konulu haberle ilgili olarak davaci tarafindan belirtilen gazetede çalisan herhangi bir kisiyle görüsme yapilmadiginin 29.05.2017 tarihli arastirma raporunda da belirtildigi, disiplin cezasina dayanak teskil eden 24.04.2017 tarihli Facebook paylasimda da görülecegi üzere dile getirilen elestirilerde herhangi bir kurum ya da sahis ismi belirtilmedigi, bu nedenle davacinin görev yapmakta oldugu kurumu ve idarecileri mesnetsiz suçlamalar ile töhmet altinda birakip yipratmaya çalistigi ve kamuoyu nezdinde algi olusturmaya çalistigina iliskin iddianin sübuta ermedigi sonucuna ulasildigindan, tesis edilen islemde hukuka uyarlik bulunmamaktadir."

13. Davali idare, iptal kararina karsi istinaf talebinde bulunmustur. Konya Bölge Idare Mahkemesi 3. Idari Dava Dairesi (BIM) basvurucunun üzerine atili bulunan fiili isledigi sonucuyla mahkeme kararinin kaldirilmasina ve davanin reddine kesin olarak karar vermistir. Daire kararinin ilgili kismi su sekildedir:

"...davaci tarafindan kaleme alinan ve yukarida ilgili kisimlarina yer verilen beyanlariyla üzerine atili bulunan fiili isledigi kanaati olustugundan hakkinda tesis edilen dava konusu islemde hukuka aykirilik, dava konusu islemin iptali yolunda verilen mahkeme kararinda ise hukuki isabet bulunmadigi sonucuna varilmistir."

IV. ILGILI HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. Anayasa’nin “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” kenar baslikli 129. maddesinin ilgili kismi söyledir:

"Memurlar ve diger kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadik kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler."

15. 657 sayili Kanun'un "Davranis ve isbirligi" kenar baslikli 8. maddesi söyledir:

"Devlet memurlari, resmi sifatlarinin gerektirdigi itibar ve güvene layik olduklarini hizmet içindeki ve disindaki davranislariyla göstermek zorundadirlar."

16. 657 sayili Kanun’un “Disiplin cezalarinin çesitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar baslikli 125. maddesinin ilgili kismi söyledir:

"Devlet memurlarina verilecek disiplin cezalari ile her bir disiplin cezasini gerektiren fiil ve haller sunlardir

A - Uyarma : Memura, görevinde ve davranislarinda daha dikkatli olmasi gerektiginin yazi ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasini gerektiren fiil ve haller sunlardir

e) Devlet memuru vakarina yakismayan tutum ve davranista bulunmak."

B. Uluslararasi Hukuk

17. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM) devletin kamu hizmetinde çalisan memurlari yönünden sadakat yükümlülügü öngörmesinin, ayrica onlara ödev ve sorumluluklar yüklemesinin memurlarin statüleri geregi mesru bir durum oldugunu belirtmistir. Fakat kamu görevlilerinin de birey oldugunu, siyasi görüs sahibi olma, ülke sorunlariyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlerinin bulundugunu ve bu dogrultuda Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi'nin 10. ve 11. maddelerinden yararlandiklarinin süpheden uzak oldugunu da ifade etmistir. Bununla birlikte memurun bulundugu konum ve görev yaptigi alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamlarin bir takdir marji oldugunu da eklemistir (Ismail Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, ss 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995, ss 51-53; Ahmed ve digerleri/Birlesik Krallik, B. No: 22954/93, 2/9/1998, ss 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02, 24/11/2005).

18. AIHM, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalariyla güdülen mesru amacin gerçeklestirilip gerçeklestirilmedigi yönünden yalnizca cezanin bir kuralla öngörülmüs olmasini yeterli bulmamakta; somut bir degerlendirmenin varligi sartini aramaktadir. Bu baglamda kamu görevlilerinin cezalandirilan eylemlerinin kamu hizmetlerinin sürekliligini ya da geregi gibi yerine getirilmesini etkilemek veya görev yapilan devlet kurumunun itibarini zedelemek gibi cezayi gerekli kilan sonuçlara sebep oldugunun açikça gösterilmesi gerektigini belirtmektedir (Kula/Türkiye, B. No: 20233/06, 19/6/2018, ss 48, 49).

V. INCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 18/10/2022 tarihinde yapmis oldugu toplantida basvuru incelenip geregi düsünüldü:

A. Basvurucunun Iddialari

20. Basvurucu; haberlestirilen paylasiminin aslinda herhangi bir kurum ve tarikati hedef almamasina ragmen cezalandirilmasinin ifade özgürlügünü, paylasimini normal bir vatandasin yapmasi hâlinde cezalandirilmayacagini belirterek kamu görevlisi olmasi nedeniyle cezalandirilmasinin esitlik ilkesini, mahkemenin iptale iliskin kararinin eksik ve yetersiz incelemeyle bozulmasinin adil yargilanma hakkini ihlal ettigini ileri sürmüstür.

B. Degerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olaylarin basvurucu tarafindan yapilan hukuki nitelendirmesi ile bagli olmayip olay ve olgularin hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, s 16). Basvurucunun hak ihlali iddialarinin bir bütün hâlinde Anayasa'nin 26. maddesinde koruma altina alinan ifade özgürlügü kapsaminda incelenmesi gerektigi degerlendirilmistir.

22. Anayasa’nin iddianin degerlendirilmesinde dayanak alinacak “Düsünceyi açiklama ve yayma hürriyeti” kenar baslikli 26. maddesinin ilgili kismi söyledir:

 “Herkes, düsünce ve kanaatlerini söz, yazi, resim veya baska yollarla tek basina veya toplu olarak açiklama ve yayma hakkina sahiptir. Bu hürriyet resmî makamlarin müdahalesi olmaksizin haber veya fikir almak ya da vermek serbestligini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanilmasi, kamu düzeni,baskalarinin .haklarinin korunmasi amaçlariyla sinirlanabilir...

Düsünceyi açiklama ve yayma hürriyetinin kullanilmasinda uygulanacak sekil, sart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan düsünceyi açiklama ve yayma özgürlügünün ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varligi

24. Basvurucunun sosyal medya paylasimiyla devlet memuru vakarina yakismayan tutum ve davranista bulunmasi nedeniyle uyarma cezasi ile cezalandirilmasinin ifade özgürlügüne yönelik bir müdahale oldugu degerlendirilmistir.

b. Müdahalenin Ihlal Olusturup Olusturmadigi

25. Yukarida anilan müdahale, Anayasa’nin 13. maddesinde belirtilen kosullara uygun olmadigi müddetçe Anayasa’nin 26. maddesinin ihlalini teskil edecektir. Anayasa’nin 13. maddesinin ilgili kismi söyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine... ilkesine aykiri olamaz.”

26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nin 13. maddesinde öngörülen ve somut basvuruya uygun düsen, kanunlar tarafindan öngörülme, Anayasa’nin ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma kosullarini saglayip saglamadiginin belirlenmesi gerekir.

27. 657 sayili Kanun’un 125. maddesinin birinci fikrasinin (A) bendinin (e) alt bendinin kanunla sinirlama ölçütünü karsiladigi sonucuna varilmistir. Öte yandan müdahalenin devlet memurunun itibar ve güveninin saglanmasina iliskin önlemlerin bir parçasi oldugu ve Anayasa'nin 26. maddesinin ikinci fikrasinda yer alan kamu düzeninin korunmasi mesru amacini tasidigi anlasilmistir. Geriye müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadiginin belirlenmesi kalmaktadir.

28. Ifade özgürlügüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyaci karsilamasi ve orantili olmasi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Bekir Coskun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, ss 53-55; Mehmet Ali Aydin [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, ss 70-72). Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlügü yoluyla ifade etme haklari ile Anayasa'nin 26. maddesinin ikinci fikrasinda belirtilen mesru amaçlar arasinda adil bir denge saglamalidir (Bekir Coskun, ss 44, 47, 48; Hakan Yigit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, ss 58, 61, 66). Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlügüne yapilan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaci karsilayip karsilamadigini degerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir (Kemal Kiliçdaroglu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, s 57). Bununla birlikte kamu gücünü kullanan organlar degerlendirmelerinde ifade özgürlügünün demokrasinin isleyisi için yasamsal önemde oldugunu gözönünde bulundurmak zorundadir (Bekir Coskun, ss 33-35; Mehmet Ali Aydin, ss 42, 43; Tansel Çölasan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, ss 35-38).

29. Somut olaya konu disiplin cezasi, ASAT Genel Müdürlügünde çalisan basvurucunun yaptigi sosyal medya paylasiminin bir gazete tarafindan eklemeler yapilarak haberlestirilmesi üzerine idare tarafindan açilan disiplin sorusturmasi nedeniyle verilmistir (bkz. ss 6-11). Yargilama sürecinde Mahkeme, basvuru konusu olayi degerlendirirken öncelikle paylasimda kullanilan orijinal ifadelerin konusunu ve içerigini incelemis; ardindan anilan ifadeleri gazete haberinde kullanilan ifadelerle kiyaslayarak basvurucunun herhangi bir kurum ve sahsi hedef almadigi sonucuyla dava konusu islemin iptaline karar vermistir. Ancak söz konusu karar istinaf yolunda, basvuru konusu eylemin sübuta erdiginin kabulüyle BIM tarafindan kaldirilmis ve davanin reddine kesin olarak karar verilmistir (bkz. ss 12, 13).

30. Açiktir ki idare ve BIM, basvurucunun yapmis oldugu sosyal medya paylasimiyla tabi oldugu statü hukukuna aykiri hareket ettigi sonucuna varmistir. Anayasa'nin 128. maddesinin birinci fikrasina göre devletin yürütmekle yükümlü oldugu kamu hizmetlerinin gerektirdigi asli ve sürekli görevler, memurlar ve diger kamu görevlileri eliyle görülmektedir. Anayasa'nin 128. maddesinin ikinci fikrasinda ayrica önemi nedeniyle memurlarin ve diger kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin, haklarinin ve yükümlülüklerinin kanun ile düzenlenecegi ifade edilmistir. Anayasa'nin 129. maddesinin birinci fikrasinda ise memurlar ve diger kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadik kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarinin alti çizilmistir (Ayfer Altuntas ve Ikbal Ünzile Gürsoy, B. No: 2018/24874, 31/3/2022, s 49). Devlet Memurlari Kanunu'nun 8. maddesine göre ise devlet memurlari, resmî sifatlarinin gerektirdigi itibar ve güvene layik olduklarini hizmet içindeki ve disindaki davranislariyla göstermek zorundadirlar. Nitekim ayni kanunun 125. maddesinde hizmet disinda itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranislarda bulunan devlet memurlarina disiplin cezalari verilecegi ifade edilmistir.

31. Anayasal ve ilgili yasal çerçeve göstermektedir ki gerek anayasa koyucu gerekse yasa koyucu, kamu görevlisinden hizmet içinde oldugu gibi hizmet disinda da resmî sifatin gerektirdigi güven ve itibara uygun davranislar sergilenmesini bekleyerek idareye duyulan güveni korumayi amaçlamaktadir. Bu anlamda kamu hizmetlerinin statü hukukunun sagladigi itibar ve güvene aykiri davranan ya da aykiri davranabilecegi yolunda hakli ve objektif bir kanaat uyandiran kamu görevlileriyle yürütülmesini arzu etmemektedir (sadakat ve tarafsizlik yükümlülügüne iliskin benzer degerlendirmeler için bkz. Sah Ismail Harmanci, B. No: 2018/15359, 17/11/2021, s 40).

32. Hiç süphesiz anayasa ve kanun koyucunun söz konusu beklentisi basta ifade özgürlügü olmak üzere temel hak ve özgürlükler alaninda kamu görevlilerinin siradan bireylere göre daha fazla sinirlanmalari anlamina gelecektir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin çok sayida kararinda altini çizdigi gibi kamu görevlisi olmak, sagladigi birtakim ayricaliklar ve avantajlarin yaninda bazi külfet ve sorumluluklara katlanmayi ve diger kisilerin tabi olmadigi sinirlamalara tabi olmayi da gerektirmektedir. Kisi kamu görevine kendi istegi ile girmekle bu statünün gerektirdigi ayricaliklardan yararlanmayi ve külfetlere katlanmayi kabul etmis sayilir, kamu hizmetinin kendine has özellikleri bu avantaj ve sinirlamalari zorunlu kilmaktadir (Ihsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, s 38; Cem Özaydin, B. No: 2017/26800, 13/1/2022, s 36; Elif Güneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021, s 42). Bu sebeplerle kamu görevlilerinin ifade özgürlügüne yapilan müdahalelerde Anayasa Mahkemesi kamu görevlisinin bu yönünü görmezden gelemez.

33. Kamu görevlileri tabi olduklari devlet memurlugu statülerinin kanun ve diger alt mevzuata dayanan- gereklerini yerine getirmemeleri hâlinde bir disiplin cezasi ile karsilasacaklardir. Disiplin uygulamalari devlet organizasyonu içinde düzenin saglanmasi ve korunmasi, memurun görevine baglanmasi, hizmetlerin en etkin ve verimli bir sekilde yürütülmesi için kullanilir; hukuki gerekçeleri ve sonuçlari vardir. Disiplin uygulamalarinin nihai hedefi saglanan düzen sayesinde verimli bir çalisma ortaminin ve nihai olarak da kamu yararinin saglanmasidir. Bu bakimdan disiplin cezalari memurlarin görevlerini layikiyla ve uyum içinde yerine getirmesi için önemli bir araçtir (Ayfer Altuntas ve Ikbal Ünzile Gürsoy, § 53). Öte yandan münhasiran memurlarin görevleriyle ilgili olmasi disiplin cezalari hakkinda yapilan degerlendirmelerin ciddiyetini azaltmamaktadir. Çünkü düsünce açiklamalari karsiliginda uygulanan disiplin cezalarinin kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde bir caydirici etki olusturacagi açiktir (Mehmet Alanç ve digerleri [GK], B. No: 2017/15462, 29/9/2021, s 49; Sah Ismail Harmanci, s 41).

34. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarinda, düsünce açiklamalari nedeniyle kamu görevlileri hakkinda verilen disiplin cezalarina iliskin olarak idarenin ve bu tür cezalarin hukuka uygunlugunu denetleyen yargi mercilerinin -subjektif yorumlardan kaçinmalari için- yapmalari gerekenleri açiklamistir. Somut olayda kamu görevlisi basvurucunun yapmis oldugu sosyal medya paylasiminin (bkz. s 6) devlet memurunun vakarina yakismayan nitelikte bir tutum ve davranis olarak kabul edildigi de gözönüne alindiginda idare ve yargi mercilerinin en azindan su degerlendirmeleri yapmalari beklenir:

i. Söz konusu olan ifade özgürlügü oldugu için devlet memurlarinin da birer birey oldugu, siyasi görüs sahibi olma, ülke sorunlariyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarinin bulundugu gözardi edilmemelidir (Hasan Güngör, B. No: 2013/6152, 24/2/2016, s 49; Ömer Yalçin, B. No: 2017/30798, 29/9/2020, s 27; Zeki Çinar, B. No: 2016/3585, 12/6/2019, ss 34, 35).

ii. Hizmet disinda kullanilan ifadelerin dile getirildigi kosullar gözetilmeli ve yapilan ifade açiklamasinin kamu görevlisinin bulundugu konum ve üstlendigi devlet görevinin -içerigiyle birlikte degerlendirildiginde- itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte oldugu ortaya konulmalidir. Bununla birlikte somut olayin kosullarinda kamu görevlisinin düsünce açiklamasini kamu görevi statüsünün ve görev yaptigi alanin kendisine sagladigi unvani dâhil herhangi bir olanagi kullanarak yapmis ise bunun gösterilmesi gerekir (kamu görevinin niteligine iliskin olarak bkz. Adem Talas [GK], B. No: 2014/12143, 16/11/2017, s 47).

iii. Buna ilaveten yapilan düsünce açiklamasinin kamu hizmetlerinin sürekliligini, etkinligini, verimliligini ya da geregi gibi yerine getirilmesini ne sekilde etkilediginin ve cezayi gerekli kilan -devlet organizasyonu içinde düzenin bozulmasi, hizmetlerin yürütülememesi gibi- sonuçlarin neler oldugunun veya bu tür sonuçlara neden olmasinin kuvvetle muhtemel oldugunun ortaya konulmasi gerekir (disiplin cezasi ile cezalandirilabilmeleri için kamu görevlisinin fiillerinin memuriyetlerini etkilediginin gösterilmesi gerekliligine iliskin olarak bkz. Yasin Agin ve digerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, ss 61, 63; Levent Tunçel, B. No: 2017/34185, 16/3/2022, ss 42, 44; disiplin hukukunun amaçlari için bkz. Ayfer Altuntas ve Ikbal Ünzile Gürsoy, s 53).

iv. Her durumda kamu görevlisinin ödev ve sorumluluk derecesinin bulundugu konum ve görev yaptigi alanla baglantili olarak belirlenmesi gerekmektedir (Hikmet Aslan, B. No: 2014/11036, 16/6/2016, s 55; Hasan Güngör, s 48; ögretmenler yönünden benzer degerlendirmeler için Elif Güneysu, s 54; Cem Özaydin, ss 42, 43; saglik çalisanlari (hekimler) yönünden benzer degerlendirmeler için bkz. Levent Tunçel, s 43).

v. Hükmedilen disiplin cezasiyla kamusal önemi bulunan objektif amaca (bkz. s 33) ulasilabilecegi, baska bir deyisle kamu görevlisinin cezalandirilmasinin zorunlu bir sosyal ihtiyaca karsilik geldigi gösterilmeli; düsünce açiklamasinin kamu görevini etkileme derecesiyle orantili bir disiplin cezasina hükmedilmelidir( Mehmet Alanç ve digerleri, s 45; Sah Ismail Harmanci, s 37; Ayfer Altuntas ve Ikbal Ünzile Gürsoy, s 45).

vi. Degerlendirmelerin oldukça açik, spesifik ve tekil olarak yapilmasi gerekmektedir (bireysellestirilmis degerlendirme zorunluluguna iliskin olarak bkz. Sah Ismail Harmanci, s 41).

35. Somut olaya konu paylasim temel olarak basvurucunun görev yaptigi il özelinde FETÖ/PDY yapilanmasina (Aydin Yavuz ve digerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, ss 12-25) yönelik yürütülen sorusturmalar ile bu kapsamda bosalan kadrolara yapilan yönetici atamalarinin elestirilmesinden ibarettir. Basvurucu elestirilerinin hangi kurumu ve kisileri isaret ettigi hakkinda ise paylasiminda herhangi bir bilgiye yer vermemistir. Öte yandan basvurucunun elestirilerini görev yaptigi il kapsaminda dile getirmesinden kendi kurumunu ve çalisma arkadaslarini hedef aldigi sonucu çikarilabilirse de gerek basvurucunun dosya kapsamindaki beyanlari gerekse basvuru dosyasina aksi yönde baskaca bir bilgi veya belge sunulmamasi karsisinda anilan çikarima ulasmak zorlama bir yorum olacaktir (ifadelerin mevcut anlaminin subjektif olarak genisletilemeyecegine iliskin birçok karar arasindan bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, s 72; Tansel Çölasan, s 69; Emin Aydin (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, s 50). Dolayisiyla kullanilan ifadelerin basvurucunun görev yaptigi kamu kurumuna yöneldigini kabul etmek su hâlde mümkün olmamistir. Nitekim ilk derece mahkemesi kararinda da söz konusu husus detayli olarak irdelenmis ve idare açisindan matufiyet sartlarinin olusmadigi degerlendirilmistir (bkz. ss 12, 29).

36. Bununla birlikte kullanilan ifadelerin bir an için basvurucunun görev yaptigi kamu kurumuna yöneldigi ve bu nedenle müdahalenin gerçeklestigi kabul edilse dahi idare ve BIM'in Anayasa Mahkemesinin kamu görevlisinin ifade özgürlügüne yapilan böyle bir müdahalede yapilmasini bekledigi ve yukarida siralanan degerlendirmelere göre hareket etmesi beklenir (bkz. s 34). Bu çerçevede basvurucuyu cezalandiran idare ve nihai karari veren BIM gerekçeleri dikkatli bir sekilde ele alinmistir. Buna göre ne idarenin ne de BIM'in basvuruya konu paylasimin "devlet memuru vakarina yakismayan tutum ve davranista bulunmak" kapsaminda kaldigini ve eylemin sübuta erdigini soyut olarak belirtmek disinda Anayasa Mahkemesinin öngördügü degerlendirmelerin hiçbirini yapmadigi sonucuna ulasilmistir.

37. Anayasa Mahkemesi çok sayidaki kararinda ifade özgürlügüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karsilamayan bir gerekçe ile yapilan müdahalelerin Anayasa'nin 26. maddesini ihlal edecegini ifade etmistir. Ifade özgürlügüne yapilan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamlari tarafindan ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmasi gerekir (digerleri kararlar arasindan bkz. Kemal Kiliçdaroglu, s 58; Bekir Coskun, s 56; Tansel Çölasan, s 56; Zübeyde Füsun Üstel ve digerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, s 120).

38. Yukaridaki bilgiler dikkate alindiginda degerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesinin kabul ettigi standartlari uygulamayan idare ve BIM'in basvurucunun bir disiplin cezasi ile cezalandirilmasinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karsilik geldigini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koydugunu kabul etmek mümkün olmamistir.

39. Açiklanan gerekçelerle basvuruya konu demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahalenin Anayasa’nin 26. maddesinde güvence altina alinan ifade özgürlügünü ihlal ettigine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayili Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. Basvurucu yargilamanin yenilenmesi talebinde bulunmustur.

41. Basvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmaktadir. Bu kapsamda kararin gönderildigi yargi mercilerince yapilmasi gereken is, yeniden yargilama islemlerini baslatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulastiran nedenleri gideren, ihlal kararinda belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun'un 50. maddesinin (2) numarali fikrasinda düzenlenen bireysel basvuruya özgü yeniden yargilama kurumunun özelliklerine iliskin kapsamli açiklamalar için bkz. Mehmet Dogan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, ss 54-60; Aligül Alkaya ve digerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, ss 53-60, 66; Kadri Enis Berberoglu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, ss 93-100).

VI. HÜKÜM

Açiklanan gerekçelerle;

A. Ifade özgürlügünün ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA,

B. Anayasa’nin 26. maddesinde güvence altina alinan ifade özgürlügünün IHLAL EDILDIGINE,

C. Kararin bir örneginin ifade özgürlügünün ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere Antalya 2. Idare Mahkemesine (E.2017/1039, K.2017/1608) GÖNDERILMESINE,

D. 294,70 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 10.194,70 TL yargilama giderinin basvurucuya ÖDENMESINE,

E. Ödemenin kararin tebligini takiben basvurucunun Hazine ve Maliye Bakanligina basvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasina, ödemede gecikme olmasi hâlinde bu sürenin sona erdigi tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAIZ UYGULANMASINA,

F. Kararin bir örneginin Adalet Bakanligina GÖNDERILMESINE 18/10/2022 tarihinde OYBIRLIGIYLE karar verildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

hukukihaber.net



Şimdi Ara
Hemen Sor